Beyaz Gemi Romanı Kısa Özeti | Konusu | Kahramanlar

Beyaz Gemi romanı kısa özeti, Beyaz Gemi Romanı konusu hakkında bilgiler. Beyaz Gemi romanı kahramanları.

Beyaz Gemi Romanı Kısa Özeti

YAZAR

Cengiz Aytmatov

KAHRAMANLAR

Çocuk (kahraman), Mümin Dede, Bekey, Orozkul

KONU

Eser, uzaklardaki babasını getirecek olan beyaz bir gemiyi bekleyen çocuğun öyküsünü ele alır.

ROMAN HAKKINDA KISA BİLGİ

Cengiz Aytmatov’un en önemli eserleri arasında yer alan roman 1970 yılında yayımlanır. Romanın kahramanı olan çocuk yedi sekiz yaşlarındadır. Çocuk kahraman, saflığı, bozulmamışlığı temsil eder.

Beyaz Gemi, ayrıca çocuk ve dede ilişkisinin en iyi ele alındığı romanların başında gelir. Yazar, romanın çocuk kahramanına bir ad vermemiştir.

Roman, dedenin torununa anlattığı bir efsane ile iç içe kurgulanmıştır. Yazar romanda gerçek ve masalın dünyasını büyük bir ustalıkla birleştirir. Olayları realizmin bütün çıplaklığı ile çocuk edebiyatına sokar. Romanda, yedi sekiz yaşlarındaki çocuk bütün çocukların temsilcisi gibidir. Çocuğu ve çocukluğu tabiatın ve insan doğasının en saf yanlarıyla acımasızlığı karşı karşıya getirir.

Cengiz Aytmatov, okuyucuyu masalla gerçek arasında başarıyla dolaştırır. Okuyucuyu romanın içine öyle bir sürükler ki gerçek ve masalın hangisi olduğunu ayırmakta güçlük çekeriz.

ÖZET

Kahraman, Isık-Göl kıyısında dedesi, ninesi, teyzesi ve onun kocasıyla birlikte yaşayan yedi sekiz yaşlarında bir çocuktur. Babası ve annesi tarafından terk edilen torununa sahip çıkan Mümin dede, sonradan evlendiği karısı ve torunuyla birlikte bu tenha göl kenarında, ormanın bakım işleri ile uğraşan ve partiden olan damadı Orozkul’a yardım etmektedir. Orozkul’un karısı, çocuğun teyzesi Bekey kısır olduğu için çocuk sahibi olamayan bir kadındır. Orozkul evlat sahibi olamamanın hıncını bu zavallı ihtiyar ve onun çocuğu olmayan kızından çıkarmaktadır.Çok geniş bir hayal dünyasına sahip olan çocuk, dürbünüyle hergün gölde yük ve yolcu taşıyan bir gemiyi izler. Gemilerde tayfalık yapan babasının da bu gemide çalıştığını düşünerek, balık olup bu gemiye ulaşmayı, babasına zavallı dedesini, zalim Orozkul’u, yaşadıklarını hayallerini anlatmayı düşler. Dedesinin yanından hiç ayrılmayan çocuk, onun anlattığı masalları dinlerken adeta yaşıyormuşçasına onlardan etkilenir. Bu masallardan biri Boynuzlu Maral Ana destanıdır.

Bir gün dede sevinçle çocuğa maralların geldiklerini, onları ormanda gördüğünü söyler. Çocuğun sevincinin tarifi yoktur. Tüfek Orozkul’a muhtaç olan Mümin dedenin eline verilir ve maral ona vurdurulur. Çocuk bütün bunlar olup biterken evde hasta yatmaktadır. Dışarı çıktığında insanların sevinçle et paylaştıklarını görür. O gün ilk defa dedesinin içki içtiğine şahit olur. Etrafa bakınırken öldürülen maralın boynuzunu görünce, üzüntüsünden ne yapacağını bilemez. Birden içinde bir balık olup babasına gitme isteği doğar. Yakınlardaki çaya koşan çocuk, kendini azgın sulara bırakır.

3 comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir