Mevlana Kısa Hayatı | Edebi Kişiliği | Eserleri

Mevlana kısaca hayatı, Mevlana özet hayatı, kimdir? Mevlana hakkında kısa bilgiler. Mevlana’nın edebi kişiliği hakkında bilgiler. Mevlana’nın eserleri nelerdir?   

Mevlana Kısa Hayatı

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ (1207 – 1273)

Tasavvuf edebiyatının önemli sanatçılarından olan Mevlana Celaleddin-i Rumi, 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan ülkesinin Belh şehrinde dünyaya geldi. Mevlana’nın asıl adı Celaleddin Muhammed’tir. Babası Bahaeddin Veled, annesi Mümine Hatun’dur. Babası, 1212 – 1213 yıllarında ailesini alarak Belh şehrinden Nişabur’a geldi. Bir süre sonra buradan Bağdat’a ve Kûfe yoluyla Kâbe’ye gitti. Mevlana, 14 yaşındayken Anadolu’ya gelmiş, Malatya’da 7 yıl kalmıştır. Aile, 1222 yılında Larende’ye (Karaman) geldi.

Mevlana 1225 yılında Gevher Hatun ile Karamanda evlendi. Bu evlilikten Sultan Veled ve Alaeddin Çelebi olmak üzere iki çocuğu oldu. Birkaç yıl sonra Alaeddin Keykubad’ın davetini kabul ederek Konya’ya taşındılar. Babası Sultan Bahaeddin Veled vefat edince Selçuklu Sarayının gül bahçesine defnedildi. Bahaeddin Veledin ölmesi üzerine talebeleri ve müridleri Mevlana’nın etrafında toplandılar.

1244 yılında Şems-i Tebrizi ile karşılaşan Mevlana, onda “mutlak kemalin varlığını” yüzünde de “Tanrı nurlarını” görmüştü. Şems ve Mevlana’nın birlikteliği uzun sürmedi. Şems aniden hayata gözlerini kapadı.

17 Aralık 1273 Pazar günü ebedi âleme kanat açan Mevlana, babasının başucuna şimdiki türbesinin bulunduğu yere defnedildi.

Mevlana’nın öldüğü güne “Kavuşma Gecesi, Vuslat Gecesi, Düğün Gecesi” anlamlarına gelen “şeb-i arus” denmiştir. Mevlana’ya göre bu dünya yani bu hayat yalandır, geçicidir. Asıl hayat ölümle başlar. İşte Mevlana bu asıl hayata kavuşmaya, daha doğrusu asıl sevgiliye kavuşmaya “şeb-i arus” demiştir. Ölünce kimsenin ardından üzülmemesini, ağlamamasını istemiştir.

EDEBİ KİŞİLİĞİ

  • Hayatını “hamdım, piştim, yandım” sözleriyle özetlemiştir.
  • Mesnevi adlı yirmi altı bin beyitlik eseri vardır. Eser, İslam dünyasını derinden etkilemiştir.
  • Eserlerinde genellikle tasavvuf üzerinde durmuştur.
  • Edebi kişiliği din ve tasavvuf bilgisinin yanı sıra aşk, heyecan ve düşünce üzerine kurulmuştur.
  • Divan-ı Kebir, Fihi Mafih, Mektuplar, Rubailer, Mecalis-i Seb’a adlı eserlerini Farsça yazmıştır. Ancak “Mesnevi” ve “Divan-ı Kebir”de yer yer Türkçe sözcüklere ve şiirlere rastlanır.
  • Tüm insanlığı büyük bir hoşgörü ve insan sevgisiyle kucaklayan Mevlana, herkesin eşit olduğu bir dünya görüşüne sahiptir.
  • Mevlana, dinin kişiden başka kimseyi ilgilendirmediğini ve kişinin inancına, davranışına karışılmaması gerektiğine inanmıştır.
  • Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmıştır.

ESERLERİ

Mesnevi: Küçük manzum öykülerle dini ve tasavvufi öğütler yer almaktadır. Hikâye ve fabllarla konuyu açıklama, örnekleme, vermek istenen düşünceyi pekiştirme yolu izlenmiş ve her hikâye bir öğütle bitirmiştir. Farsça olarak mesnevi biçiminde yazılmıştır.

Divan-ı Kebir (Büyük Divan): Sanat gücünü ortaya koyan gazel, kaside, müstezat ve rubailerinden oluşur. Az sayıda Arapça, Türkçe ve Rumca şiir de yer almaktadır.

Fihi Mafih (Ne Varsa İçinde): Dini ve tasavvufi sohbetleri yer almaktadır.

Mektubat: Devrin ileri gelenlerine nasihat ve onların sorularına yanıt olarak yazdığı mektuplar yer almaktadır.

Mecalis-i Seba (Yedi Meclis): Çeşitli zamanlarda verdiği vaazları yer almaktadır.

3 comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir