Ahmet Mithat Efendi Hayatı | Kimdir? | Edebi Kişiliği

Ahmet Mithat Efendi hayatı, Ahmet Mithat Efendi kimdir? Ahmet Mithat Efendi eserleri nelerdir? Ahmet Mithat Efendi edebi kişiliği hakkında bilgiler.

Ahmet Mithat Efendi Hayatı

AHMET MİTHAT EFENDİ (1844 – 1912)

Tanzimat döneminin halka yönelen ve en çok okunan yazarı Ahmet Mithat Efendi, İstanbul da 1844 yılında dünyaya geldi. Annesi Nefise Hanım, babasıysa Anadolu’dan gelip İstanbul’a yerleşmiş, bez ticaretiyle uğraşan Hacı Süleyman Ağadır.

5-6 yaşlarındayken babasını ölümü üzerine çocukluk yıllarını yoksulluk içinde geçirdi. Bir ara Mısır Çarşısında bir aktar dükkânında çıraklık yaptı. Bir kaza müdürü olan ağabeyi, Kırım Savaşı sırasında İstanbul da sıkıntı içinde kalan ailesini toplayıp Vidin’e götürünce küçük Ahmet, başladığı ilköğrenimine Tophanede kumbaracı yokuşunda ki Sıbyan Mektebinde bitirdi. 1861 yılında Mithat Paşanın Niş valiliği sırasında yine ağabeyiyle nişe giden 17 yaşındaki Ahmet, Niş Rüştiyesine devam ederek buradan mezun oldu. Mithat Paşanın Tuna Valiliğine atanması üzerine gittiği Rusçuk’ta, Vilayet Mektubi Kaleminde ilk memurluğuna başladı. Bu arada medreseye devam ederek Arapça ve Farsçasını ilerletti.

Çalışkanlığı ve yeteneğiyle dikkatini çektiği Mithat Paşa, ona kendi adını vererek Fransızca çalışmaya özendirdi ve yeni imkânlar sağladı. Yine Rusçukta tanıdığı ve anılarında hem asker, hem şair, hem filozof olarak tanımladığı Muhaccirin Komisyonu reisi Şakir Bey’in daha çok Fransızca kitapların bulunduğu zengin kütüphanesinden çok yararlandı. Önünde geniş, büyük bir dünyanın kapıları açılıyordu Ahmet Mithat’ın, böylece 1868 yılında Tuna gazetesinde yazı hayatına başladı.

Vali olarak Bağdat’a tayin edilen Mithat Paşa, Ahmet Mithat’ı da yanında götürdü. Bağdat’ta yayımlanan Zevra gazetesinin müdürü olan Ahmet Mithat’ın Batı kültürüne açılmasını sağladı ressam Osman Hamdi Bey. Ayrıca birçok dil bilen Şirazlı Bakır Can Muattar da onun üzerinde etkili oldu. Bağdat’ta ilk kitaplarını yazdı ve yayımladı. Bağdat’a gelişinden bir buçuk yıl sonra ağabeyinin ölmesi üzerine Ahmet Mithat Efendinin omuzlarına kalabalık ailesinin yükü çöktü. Artık kendini bütünüyle yazı ve yayın işlerine vermek üzere 1871 yılı baharında İstanbul’a döndü. Oturduğu evde kurduğu pedalla çalışan matbaada kendi kitaplarını basmaya başladı. Ahmet Mithat bir yıl içerisinde matbaasını geliştirerek Beyoğlu’na taşındı. “Duvardan Bir Seda” adlı yazısı nedeniyle Genç Osmanlılarla beraber Vapur’a bindirilerek Rodos’a sürgüne gönderildi 1873 yılında. 3 yıl sürecek sürgünlüğü sırasında ders kitapları ve ilk romanlarını kaleme aldı ve yeğenin adıyla yayınladı.

Türk basın tarihinin en uzun süre yayımlanan gazetelerinden Tercüman-ı Hakikat’i çıkarmaya başladı İstanbul da Ahmet Mithat, 1878 de. Bunu izleyen yıllarda ünü giderek yaygınlaşırken maddi durumu da düzeldi. 1889 da Stockholm de toplanan 8. Şarkiyatçılar Kongresine katıldı ve bu yolculukla ilgili izlenimlerini “Avrupa’da Bir Cevelan” adlı eserinde akıcı bir dille anlattı Ahmet Mithat Efendi.

Abdülaziz’in tahttan indirilmesi ve V. Murad’ın tahta çıkması üzerine 38 ay süren sürgünden sonra bağışlanarak İstanbul’a dönenler arasında Ahmet Mithat Efendi de vardı. Bıraktığı yerden yeniden işine başlayan yazarımız, “Menfa” adlı eserinde başından geçenleri tatlı tatlı anlatır.

Ahmet Mithat Efendi, II. Meşrutiyet’ten sonra emekli olarak bir süre Darülfünun da Darülmuallimat’ta tarih ve felsefe dersleri okuttu. Kendi isteğiyle hizmet ettiği Darüşşafaka’da nöbetçi olduğu 28 Aralık 1912 geçesi öldü.

EDEBİ KİŞİLİĞİ | SANAT ANLAYIŞI

  • Halk için hikâye ve roman yazma çığırını açmış popüler bir sanatçıdır.
  • Batılı hikâye ve roman ustalarını incelemiş, onlardan etkilenmiştir.
  • Eserlerinde halkı eğitmek gibi bir amaç güder, bu nedenle teknik, kompozisyon ve dilin kullanımı konusunda titizlik gösterememiştir.
  • Anlatımına masal ve meddah üslubu hâkimdir. Olayların akışını keserek okura ansiklopedik bilgi vermek en belirgin anlatım özelliklerindendir.
  • Roman tekniği zayıftır.
  • Romanlarında olayların akışını keserek, okuyucuya bilgiler vermeyi sever.
  • Önceleri Kıssadan Hisse adı altında topladığı fıkralar yazmıştır. Çoğu hikâye, biri dram ve üçü romandan meydana gelen Letaif-i Rivayat serisinde yazar fıkradan hikâye türüne geçmiştir.
  • Yazı yazmakta amacı Türk halkına Batı kültürünün ilk bilgilerini aktarmak, eğlendirirken öğretmek, batıl inançları, ilkel âdetleri ter ettirmektir.
  • 1878’de tek başına Tercüman-ı Hakikat gazetesini çıkarmıştır. Ayrıca “Devir”, “Bedir”, “İttihad” gazeteleriyle “Dağarcık” ve “Kırkambar” gibi dergiler de onun çıkardığı yayınlar arasındadır.
  • Gazetelerinde Ahmet Rasim, Hüseyin Rahmi Gürpınar gibi yazarların yazılarını yayınlayarak onların yetişmesine katkıda bulunmuştur.

ESERLERİ

Hikâye: Letaif-i Rivayat, Kıssadan Hisse

Roman: Yeniçeriler, Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Dürdane Hanım, Felatun Bey’le Rakım Efendi, Henüz On Yedi Yaşında, Jön Türk, Esaret, Firkat, Yeryüzünde Bir Melek, Paris’te Bir Türk

Oyunları: Eyvah, Çengi, Çerkez Özdenler

Gezi: Avrupa’da Bir Cevelan (İlk modern gezi yazısı)

Letaif-i Rivayat

Türk edebiyatındaki ilk hikâye kitabı olarak kabul edilen Letaif-i Rivayat (söylenegelen güzel öyküler) yirmi dört kitaplık bir diziden oluşur.

Felatun Bey’le Rakım Efendi

Romanda iki tipin çatışması anlatılmıştır. Felatun Bey, Batı’ya özenen, halktan uzaklaşan ve alafranga davranışlarıyla gülünç duruma düşen bir tiptir. Rakım Efendi ise akıllı, yetenekli, yeteneklere açık, eğitime önem veren, çalışkan bir tiptir. Felatun Bey yanlış Batılılaşmayı temsil eden, Rakım Efendi ise Osmanlı kültürü ile Batı’nın ilminin ideal bir bileşimi olan bir tiptir. Bu iki tipin çatışması romantizmin bir özelliğidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir