Destan Nedir? | Özellikleri | Çeşitleri

Destan nedir? Destanın özellikleri nelerdir? Destan çeşitleri nelerdir? Destan hakkında bilgiler. Türklere ait destanlar nelerdir? Yabancılara ait destanlar.

Destan Nedir

DESTAN NEDİR?

Destanlar, toplumu derinden etkileyen savaş, göç, istila, doğal afetler gibi olayların bir halk şairi tarafından manzum olarak söylenmesiyle ortaya çıkan; olayları ve kahramanları olağanüstü nitelikler taşıyan eserlerdir. Destan, Yunanca bir kelime olan “epope”nın karşılığıdır.

Yazılı kaynaklar milletlerin tarihini belli bir noktaya kadar aydınlatır. Milletler, tarihi belgelerle aydınlanmamış, karanlık dönemlerindeki geçmişlerine destanları vasıtasıyla ulaşırlar. İşte tarihi gerçeklere birebir uymayan destanlardaki olağanüstülükler, mitolojik unsurlar çıkarıldığında geriye ait oldukları milletlerin gerçek tarihi kalır. O sebeple köklü geçmişe sahip olduğunu göstermek isteyen her millet destanlarıyla övünür. Tarihimiz birbirinden güzel ve zengin bir destan birikimine sahiptir.

ÖZELLİKLERİ

  • Olaylar ve kişiler olağanüstüdür.
  • Anonimdir.
  • Bu eserlerde genellikle yiğitlik, dostluk, aşk, ölüm ve yurt sevgisi gibi konular işlenir.
  • Manzum tarzda oluşturulmuştur. Az da olsa nazım-nesir şeklinde oluşturulmuş destanlar da vardır.
  • Genellikle kahramanları ve kahramanlıkları konu aldığı için epik şiir olarak da adlandırılır.
  • Destan kahramanları toplumda önde gelen bey ve han soyundan seçkin kişilerdir.
  • Yer ve zaman belli olmamakla birlikte olayların geçtiği yer ve oluştuğu zaman tahmin edilebilir. Zaman akışı hızlıdır.
  • Tabiat unsurlarına ve canlı tasvirlere yer verilir.
  • Dil, ana dilin en güzel şeklidir.
  • Destanlar çeşitli aşamalardan geçerek oluşur:

              a-) Çekirdek: Toplumu derinden etkileyen bir olayın yaşanması.

              b-) Yayılma: Kulaktan kulağa, nesilden nesile bu olayın aktarılması.

              c-) Derleme: Toplum içerisinde yer alan bir şairin bu olayı kayıt altına alması.

  • Genellikle hecenin 8’li ve 11’li kalıplarıyla oluşturulan destanlarda dörtlük sayısı konunun uzunluğuna bağlıdır. Kafiye örgüsü koşuğunki gibidir.
  • Destanları doğal ve yapay; İslamiye öncesi ve İslamiyet sonrası olmak üzere çeşitli başlıklarda değerlendirebiliriz.

DESTAN ÇEŞİTLERİ

1-) Doğal Destanlar

Milletin hayatında derin izler bırakmış bir olayın nesilden nesile aktarılması ve daha sonra bir destan şairi tarafından derlenmesiyle oluşmuş destanlardır.

Sahibi millet olan bu destanların ilk söyleyeni unutulmuştur.

2-) Yapay Destanlar 

Yakın tarihte yaşanmış önemli tarihsel bir olayın destan kurallarını bilen bir şair tarafından kaleme alınmasıyla oluşturulmuş ürünlerdir.

TÜRKLERE AİT DOĞAL DESTANLAR

A-) İslamiyet Öncesi Türk Destanları

Altay-Yakut: Yaratılış

Saka (İskit): Şu, Alp Er Tunga

Hun-Oğuz: Oğuz Kağan, Atilla

Göktürk: Bozkurt, Ergenekon

Uygur: Türeyiş, Göç, Mani Dinin Kabulü

B-) İslamiyet Etkisindeki Türk Destanları

Kırgız: Manas Destanı

Türk-Moğol: Cengizhan Destanı

Altınordu: Edige Destanı

Karahanlı: Abdülkerim Satuk Buğra Han Destanı

Anadolu Türkleri: Seyyid Battal Gazi, Danişmend Gazi Destanı

Anadolu, Azeri Türkleri: Köroğlu Destanı

DESTAN İÇERİKLERİ

A-) İslamiyet Öncesi Türk Destanlarının İçerikleri   

Yaratılış Destanı (Altay – Yakut)

En eski Türk destanı olan Yaratılış destanı Altay Türklerine aittir. Şamanizm dininin izlerini taşıyan bu destan evrenin ve insanın nasıl yaratıldığını işler. Hiçbir şey yokken Tanrı Ülgen (Kayra Han) uçsuz bucaksız sularla suda yaşayan Ak Ana yaratma zamanının geldiğini haber etti. Tanrı Ülgen yere bakıp: “Yaratılsın yer!” Göğe bakıp: “Yaratılsın Gök” emrini verdi. Yeryüzü ve gökyüzü o an yaratıldı. Sonra üç balık yarattı. Dünyayı da bir yerde sabit durup gezmesin diye. Daha sonra Altın Dağı yarattı. Altı gün sürü bu yaratma yedinci gün uyuyakaldı. Uyandığında baktı ki Ay, Güneş ve dokuz gezegen bir de cehennem yaratmış. Sıra insanoğlunu yaratmaya geldi. Suda yüzen bir toprak parçasının üzerinde kil gördü. Ona şekil verdi. Erlik denen yüreği hırs, hasetle dolu insanoğlunun atasını ve kemikleri kamış, etleri toprakta yedi insanı yarattı. Sonra onlara akıl ve can verdi.

Şu Destanı (Saka – İskit)

M.Ö. 4.yüzyılda yaşamış Saka (İskit) hükümdarı Şu’nun Makedonya kralı İskender’le yaptığı mücadele ve Balasagun’a dönerek orada Şu şehrini kurması işlenir.

Alp Er Tunga Destanı (Saka – İskit)

M.Ö. 7.yüzyılda yaşamış Türk hükümdarı Alp Er Tunga’nın İranlılarla yaptığı İran-Turan savaşları anlatılır. Onun gösterdiği kahramanlıklar, çektiği acılar ve hileyle öldürülmesi işlenir. Firevsi tarafından derlenen İran destanı Şehname’de de bu mücadele işlenir ve Alp Er Tunga’dan “Afrasiyab” olarak bahsedilir.

Oğuz Kağan Destanı (Hun – Oğuz)

M.Ö. 209-174 yıllarında Hun kağanı Mete’nin kahramanlıklarını ve Türk birliğini kuruşu anlatılır. Doğduktan sonra annesini bir kez emen bir daha emmeyen Oğuz Kağan çiğ et yer, kımız içer. Kırk gün içinde yürüyerek ata biner. Fiziksel olarak ayağı öküz ayağı, beli kurt beli, omuzları samur omuzu, göğsü ayı vücudu gibidir. Delikanlı olduktan sonra bir gün, insanları canından bezdiren canavarın olduğu ormana gider. Sırasıyla geyik, ayı avlayıp bir gün arayla asar. Canavar onları alır ve oraya alışır. Ertesi gün orada kendisi duru, canavarı kargıyla avlar. Kılıyla canavarın başını keser. Halk arasında saygınlık kazanır. Günlerden bir gün Tanrı’ya yalvarmaya ormana giden Oğuz’un önüne bir mavi ışık düşer. İçinden güzel bir kız çıkar ve onunla evlenir. Gün, Ay, Yıldız adında oğulları doğar. Yine bir gün göl ortasında bir ağacak ışık düşer. Oradaki kız başını döndürür. Onunla da evlenir. Gök, Dağ, Deniz adında oğulları doğar. Sonra dört bir tarafa haber salar. Toylar düzenler. Oğuzların kağanı olmayı ister. Onlar da kabul ederler. Dört bir yana sefere çıkar. Milleti bir bayrak altında birleştirir. Ak Sakallı danışmanı Uluğ Türk’e gördüğü düşü yorumlatarak oğullarını doğuya ve batıya gönderir. Oğullarının üç altın yay, üç gümüş ok getirmesi üzerine Oğuz, devleti oğullarına paylaştırır.

Atilla Destanı (Hun – Oğuz)

Roma ordusunun bir kez yenen ve ikincisi için 50.000 askerle Roma kapısına dayanan M.S. 5.yüzyılda yaşamış Batu Hun hükümdarı Atilla’nın mücadeleleri, Avrupa topraklarında devlet kurması ve fetihleri anlatılır. Roma prensesiyle evlendirildiği gece Atilla zehirletilip öldürülür. Bugün Macarlar Atilla’yı çocuklarına adını verecek kadar çok severler.

Bozkurt Destanı (Göktürk)

Göktürklerin dişi bir bozkurttan türemelerini anlatır. Hazar Denizi’nin batısına yerleşmiş Aşina adında bir Türk boyuna düşmanları baskın yapar. Düşmanlar boydaki herkesi öldürür. Sadece küçük, cılız bir kız çocuğu öldürmezler. Çocuğun kollarını ve bacaklarını keserek bataklığa atarlar. Bataklıktaki çocuğun yardımına dişi bir bozkurt gelir. Çocuğun yaralarını yalayıp iyileştirir ve emzirerek onu büyütür. Düşmanların beyi çocuğun yaşadığını öğrenip öldürülmesi için askerler gönderdiğinde dişi kurt onu alıp Altay dağlarına bir mağaraya götürür. Onunla evlenen kurdun on oğlu olur. Her birinden ayrı ayrı Türk boyları oluşur.

Ergenekon Destanı (Göktürk)

Türk hakanı savaşta öldürmüştür. Kurtulan birkaç kişi olmuştur. Geriye kalanlar tek kişinin bile yürümekte zorlandığı sarp bir yoldan bereketli Ergenekon ovasına ulaşırlar. Orayı kendilerine yurt edinirler. 400 yıl orada kalıp çoğalırlar. O yurda sığamaz olurlar. Artık oradan çıkma zamanı gelmiştir. Bir demirci ustasının önerisiyle demir dağın önünde bir kat odun bir kat kömür olmak üzere yetmiş yerde yetmiş körükle ateş yakılıp demir dağ eritilir. Ergenekon’dan çıktıklarında bir bozkurt onlara yol gösterir. O günü, o saati unutulmazlar ve Nevruz Bayramı olarak kutlarlar. Bu destan Bozkurt destanının devamı kabul edilir.

Türeyiş Destanı (Uygur)

Uygurların türeyiş inanışlarını dile getiren bu destana göre Hun hükümdarının birbirinden güzel iki kızı vardır. Hükümdar kızlarının ancak Tanrı’yla evlenebileceğini düşündüğü için insanlardan uzak bir yere ülkenin kuzey ucuna kale yaptırıp kızlarını oraya kapatır. Tanrı’ya dua eder. Bozkurt şeklinde gelen Tanrı kızlarla evlenir. Bu evlenmeden Dokuz Oğuz – On Uygurlar olarak anıları bozkurt ruhu taşıyan, kurt sesleri çıkaran çocuklar dünyaya gelir.

Göç Destanı (Uygur)

Tanrı Dağı’nın yamacında Kutlu Dağ adında bir kaya vardır. Kutsal olduğuna inanılan bu taş aslında ülkenin birlikteliğini ve bütünlüğünü temsil eder. Uygur hükümdarı Yullug Tigin, Çinlilerle uzun süren savaşı sona erdirmek için oğlunu Çinli bir prensesle evlendirmeye karar verir. Çin prensesine karşılık Kutlu Dağ istenir. Çinliler, bu kayanın etrafında ateş yakıp taşı kızdırdıktan sonra sirke döküp parça parça bu kayayı ülkeden çıkardıklarında kıtlık gelir ülkeye. Her canlı kendi dilinde göç, göç diye ağlar. Geriye göç etmekten başka çare kalmamıştır. Göç destanı ülkenin üzerinde ot bitmeyen canlı yaşamayan bir karış toprağından bile vazgeçilmeyeceğinin adeta ilanıdır.

B-) İslamiyet Sonrası Türk Destanlarını İçerikleri

Manas (Kırgız)

400.000 dizeden oluşan, Kırgızlara ait dünyanın en uzun destanıdır. Müslümanlık sonrasına ait bu destan yır adı verilen bölümlerden meydana gelir. Manas destanının bütününü söyleyene Manasçı, bir kısmını söyleyene ırcı denir. Müslüman Kırgızlarla putperest Kalmuklar arasında yaşanan mücadeleler işlenmiştir. Destana göre on dört sene çocuğu olmayan Baba Cakıp Han, Tanrı’ya yiğitler yiğidi bir erkek çocuk vermesi için dua eder. Oğlu dünyaya gelince kurbanlar keser. Dört peygamber gelip adını Manas koyar. Diğer yerlerden Manas’ı görmeye gelenler bir kahramanın dünyaya geldiğini anlamışlardır. On yaşına gelen Manas bu düşünceleri boşa çıkarmaz. Düşmanlarının üzerine bir kahraman gibi saldırır ve onları perişan eder. Özellikle İslam dinini seçen ve bu uğurda, inanmayanlarla savaşan Manas’ın gösterdiği kahramanlıklar ve Kırgızları bağımsızlıklarına ulaştırarak bir bayrak altında toplanması işlenir. Manas, Manas’ın oğlu Semetay, Manas’ın torunu Seytek içerisinde yer alan bölümlerdir.

Cengizhan Destanı (Cengizname)

Orta Asya’da yaşayan Türk toplulukları arasında 13. Yüzyılda meydana gelen bu destanda Moğol hükümdarı Cengizhan Müslüman bir komutan olarak anlatılmıştır. Hayatı ve yaptığı savaşlar işlenmiştir.

Seyyid Battal Gazi Destanı

Emeviler zamanında (8.yy.) yaşamış, asıl adı Abdullah olan Arap komutandır. Malatya serdarı Hüseyin Gazi’nin oğludur. Peygamberimiz soyundan geldiği için Seyyid, Arapçada kahraman anlamına geldiği için de Battal unvanlarını alarak din uğrunda savaşlara katılmış bir gazidir. İstanbul kuşatmasına katılmıştır. Anadolu’nun İslamlaşması için Bizans’la mücadele etmiştir. Türkler arasında çok sevildiği için kabul görmüş ve kahramanlıkları anlatılagelmiştir. İnsanların haricinde büyücü, cadı ve dev gibi olağanüstü güçlerle de savaşmıştır. Özellikle onu her türlü tehlikeden koruyan Kâbe’nin toprağından yaratıldığına ya da gökten indirildiğine inanılan Hz. Adem’den bu yana peygamberlere bineklik yapan “Aşkar Devzade” adında atıyla tanınır. 740 yılında Afyon Savaşı’nda ölmüştür. Destan 13.yüzyılda Battalname adıyla nesir olarak yazıya geçirilmiştir.

Danimend Gazi Destanı (Danişmendname)

11.yüzyılda yaşamış Melik Danişmend Gazi’nin hayatı, kahramanlıkları, Anadolu’dan bazı şehirleri fethetmek için yaptığı savaşlar ve bu esnada gösterdiği kerametler işlenir. 12.yüzyılda sözlü olarak anlatılıp13.yüzyılda yazıya geçirilmiştir. İkinci Murad’ın emriyle Tokat Dizdarı Arif Ali tarafından Türkçe olarak yazılan bu eserin manzum kısımları olmakla birlikte nesir halinde birbirinin devamı olan 17 bölümden oluşmaktadır. Tarihi gerçeklerle bağdaşması sebebiyle belli bir dönem tarih kitabı olarak okutulmuştur. Ankara, Çorum, Sivas, Amasya, Tokat coğrafyalarında geçer. Bu coğrafyadaki insanlar dine davet edilirler. Eserin bir nüshası da Paris Milli Kütüphanesi’ndedir.

Köroğlu Destanı

Köroğlu, Orta Asya’dan Balkanlara kadar Türk coğrafyasında kabul gören ortak destan kahramanıdır. Günümüzde çeşitli yörelerde değişik anlatımlara sahiptir. Asıl adı Ruşen Ali’dir ve babası Bolu Beyi’nin seyisidir. Bolu Beyi babasının getirdiği tayları beğenmez. Babasının gözlerinin önüne kızgın demir (mil) çekerek gözlerini dağlar, kör eder. Bu olaydan sonra Ruşen Ali, Köroğlu olarak anılır. Bolu Beyi’nin beğenmediği tayı babasıyla ışık görmeyen bir yerde büyütürler ve o tay olağanüstü özelliklere sahip Kırat haline gelir. Köroğlu topladığı yiğitler ve Kırat’ıyla Çamlıbel’de Bolu Beyi’yle mücadele ederek babasının intikamını alır.

TÜRK DESTANLARINDA YER ALAN MOTİFLER       

1-) Ağaç

Türk destanlarının hemen hemen hepsinde ağaç motifi yer almaktadır. Türkler, kutsal olduğuna inandıkları özellikle kayın ve çınar ağaçları gündelik eşyalarının üzerine motif olarak da işlemişlerdir. Şamanların kullandıkları davullarının üzerinde ağacın kullanılması, Oğuz Kağan’ın ikinci eşinin göl ortasındaki bir ağaç içinden çıkması, Ergenekon Destanı’nda meyvesi olan ağaçların kesilmesi; Yaratılış destanında, Tanrı’nın yarattığı ilk dokuz insanı dokuz dallı bir ağacın altında barındırması ağaca verilen önemi gösterir. Zaten ağaç aynı zamanda bir sığınak olarak görülen devleti de temsil eder.

2-) Ak Sakallı İhtiyar (Bilge)

İnsanoğlu, çok şey görmüş, geçirmiş ve sakalları ağarmış kişilerin tecrübelerinden faydalanmak istemiştir. Toplumun manevi liderliğini üstlenmiş bilgelerin sözleri bir hayat felsefesi olarak kabul görmüştür. Bu sebeple Türk hakanları yanlarında danışman olarak hep bir bilge bulundurmuşlardır. Ergenekon Destanı’nda demir dağın delinmesini öneren demirci ustası; Oğuz Kağan Destanı’nda kağnı yapan, kapıyı açan ustalar; Dede Korkut Hikâyelerinde Dede Korkut “aksakallı ihtiyar”lara Türklerin verdiği önemin birer göstergesidir.

3-) Aslan

Gücün ve cesaretin timsali aslan bazı Türk destanlarında kahramanın yanında yer almıştır. Sancak ve bayraklarda aslan başı kullanılmıştır.

4-) At

Bozkır yaşamı süren Türklerin hayatında atın çok büyük bir rolü olmuştur. Hatta “Kuş kanatsız, Türk atsız olmaz.” Dedirtecek kadar içli dışlı bir yaşam sürmüşlerdir. İslamiyet öncesinde öldükten sonra da yaşam inancı vardı. Bundan dolayı İslamiyet öncesi dönemde ölen Türkler, atlarıyla ve kullanacaklarını düşündükleri değerli eşyalarıyla gömülürlerdi. Savaşta kendilerini her türlü tehlikeden kurtaran atlarıyla güç kazanan Türkler ondan ayrıldıklarında güçsüz düşermiş. Battal Gazi’nin Aşkar’ı, Köroğlu’nun Kırat’ı, Oğuz Kağan’ın Buzdağı’na kaçan atı bunlardan birkaçıdır.

5-) Demir

Dünyada demire şekil veren onu işleyen ilk millet Türklerdir. Demir işleme kutsal bir olgu olarak görülmüştür. Şamanların dokuz kuşak atasından demir işleyenlere Tarkan adı verilerek saygınlıkları arttırılmıştır. Manas’ın savaşa gitmeden önce kılıçlarını demircisinde bileyletmesi, Ergenekon Destanı’nda demir dağın eritilerek Ergenekon’dan çıkması Türk destanlarında önemli bir motif olarak demirin kullanıldığını gösteriyor.

6-) Geyik

Kutsal olduğu düşünülüp avlanmasının uğursuzluk getireceğine inanılan geyikler kimi Türk destanlarında karşımıza çıkar.

7-) Işık

Türklerin Eski inanışlarına göre gökyüzü iyi ruhların gittiği yerdir. Bu sebeple güneş, ay ve yıldızlar destanlarda sıkça geçer. Kahramanların çadırının önüne o ışık düşer yol gösterir, eşleri ve çocukları o ışık arasından dünyaya gelirdi.

8- ) Kırklar

Zamanı, yoldaşı, güzeli, mesafeyi, başka dünyadan gelen kutsalı ifade eden sayılardandır kırk. Türk destanlarında kırk gün yürünür, yardıma kırk yiğit gelir, kırk ince belli hatun süslenir, kırk kulaç direk dikilirdi.

9-) Kurt (Kök-Börü)

Börtçe Çine ve Asena adıyla anılan bozkurt erkin (gücün), yol göstericiliğin ve birlikteliğin sembolü olmuştur. Bayraklarda yer almıştır. Uygurların destanı Türeyiş’te neslin devamı, Oğuz Kağan’da yol göstericidir.

10-) Mağara

Şamanları bir kuşun kanadına dünyaya geldiklerine inandıkları kutsal yerdir. İnsanın ana karnından dünyaya gelmesi gibi. Göktürklerin Bozkurt destanında kolları ve bacağı kesilip bataklığa atılan bir çocuğun dişi kurt tarafından mağarada iyileştirilmesi. Kahramanların sığındığı emin yerlerden olması bu motifi anlamlı kılıyor.

11-) Ok – Yay

Okçu bir millet olan Türkler eskinin savaş aleti oku kullanmada ustaydılar. Kahramanlar marifetlerini ok ve mızrak atarak kılıç kuşanarak gösterdiler. Oklar zamanla hukuki ve siyasi bir boyut kazandı. Tuğralarda yer aldı. Oğuz Kağan destanında üç gümüş, üç altın ok Oğuz’un oğulları arasında devletin paylaştırılmasına vesile oldu.

12-) Rüya

Destanlarda toplumun başına gelecek iyi ya da kötü şeylerin habercisi rüyalar olmuştur. Oğuz Kağan destanında Uluğ Türk’ün gördüğü rüya neticesinde Oğuz Kağan’ın ülkesinin sınırlarını genişletmesi, Salur Kazan’ın evinin üzerine yıldırım düşüp evinin kurtlar tarafından yağmalanması, Battal Gazi’nin eşinin evlenmeden önce onu rüyasında görmesi Türk destanlarından verilebilecek birkaç örnektir.

YABANCILARA AİT DOĞAL DESTANLAR

İlyada ve Odysseia= Yunan

Kalevala= Fin

Şehname= İran

Mahabarata – Ramayana= Hint

Nibelungen= Alman

Chanson de Roland= Fransız

La Cid= İspanyol

İgor= Rus

Şinto= Japon

Beowulf= İngiliz

Gılgamış= Sümer (Asur, Babil)

TÜRKLERE AİT YAPAY DESTANLAR

Selçukname= Yazıcıoğlu

Genç Osman Destanı= Kayıkçı Kul Mustafa

Üç Şehitler= Fazıl Hüsnü Dağlarca

Kuvayı Milliye= Nazım Hikmet

Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda= Cahit Külebi

Çanakkale Şehitleri= Mehmet Akif Ersoy

Çanakkale Destanı= Fazıl Hüsnü Dağlarca

İstanbul Fetih Destanı Fazıl Hüsnü Dağlarca

Sakarya Meydan Savaşı= Ceyhun Atuf Kansu

YABANCILARA AİT YAPAY DESTANLAR

Çılgın Orlando= İtalyan

Kurtarılmış Kudüs= İtalyan

İlahi Komedya= İtalyan

Kaybolmuş Cennet= İngiliz

Henriade= Fransız

Aeneis= Latin

Os Lusiades= Portekiz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir