Halk Edebiyatı Nedir? | Özellikleri | Sanatçıları

Halk edebiyatı nedir? Halk edebiyatının özellikleri nelerdir? Halk edebiyatı sanatçıları kimlerdir?

HALK EDEBİYATI

Türk Halk edebiyatı, Türk halkının yaşam biçimini, kültürel yapısını, beğenilerini, olayları karşısındaki duygusal ya da düşünsel tavrını sade bir Türkçe ile ve Türk edebiyatına özgü biçimlerle ortaya koyan edebiyattır.

Halk edebiyatı, geniş halk yığınlarının özlemini, sevgisini, sevinç ve acılarını dile getirir. Halk şiiri, her halk ozanı ile biraz daha gelişmiş, biraz daha genişlemiştir. Beslendiği halk diliyle, sağlam yapısıyla günümüze kalmayı başarmıştır.

Halk edebiyatı, halkın arasından yetişen, çoğu belirli bir öğrenim görmemiş ozanların oluşturduğu bir edebiyattır.

HALK EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ

  • İslamiyet öncesi sözlü edebiyat geleneğinin izlerini taşıyan ve halk arasında gelişen edebiyat dönemimizdir.
  • Bu dönemde de şiir düzyazıya göre ön plana çıkmış ve ürünler sözlü olarak oluşturulmuştur. Ancak 17, 18. yüzyıldan sonra divan edebiyatı şairlerinden etkilenen, kalem şairi olarak adlandırılan halk edebiyatı şairleri ürünlerini yazarak vermişlerdir.
  • Şiirle müzik iç içedir. Şairler şiirlerini saz eşliğinde doğaçlama söylemişlerdir.
  • Nazım birimi olarak dörtlük kullanılmıştır. Bazı türküler oluşturulurken üçlük ya da beşlik de kullanılmıştır.
  • Ölçü, milli ölçümüz olan hece ölçüsüdür. Hecenin de genellikle 7’li, 8’li ve 11’li kalıpları tercih edilmiştir. Bazı halk edebiyatı sanatçıları divan edebiyatı sanatçılarından etkilenerek aruz ölçüsüyle divan, selis, kalenderi, vezn-i aher, satranç gibi şiirler yazmıştır.
  • Mısra sonlarında genellikle yarım kafiye kullanılmıştır.
  • Aşk, doğa, kahramanlık, özlem, gurbet, ölüm, zamandan yakınma ve dini konular bu dönemde işlenen başlıca temalardır.
  • Sanatçılar halkın arasında yaşadıkları için halkın üzüntülerini sevinçlerini anlatmışlar ve gözleme dayalı somut bir edebiyat oluşturmuşlardır.
  • Şiirlere başlık konulmamış, şiirler nazım şekilleri göre adlandırılmıştır.
  • Divan edebiyatında yer alan mazmunlar kadar olmasa da halk edebiyatı sanatçıları kalıplaşmış ifadelerle yer vermişlerdir. Sevgilinin kaşı kaleme, yanakları elmaya, dişi inciye benzetilmiştir.
  • Dil, halkın günlük yaşamda kullandığı sade ve anlaşılır konuşma dilidir.
  • Halk edebiyatı sanatçılarının şiirleri, sevenleri tarafından “cönk adı” verilen deri kaplıklı defterlere kaydedilmiştir. Seçkin şiirlerin toplandığı eserlere “güldeste” denir.
  • Halk edebiyatı; Anonim Halk Edebiyatı, Âşık Tarzı Halk Edebiyatı ve Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı olmak üzere üç başlık altında toplanır.

1-) Anonim Halk Edebiyatı

Halk arasında üretilen, ağızdan ağıza dolaşan, söyleyenleri belli olmayan, halkın ortak ürünü olan, çoğu zaman bir ezgiyle söylenen, yabancı etkilerden uzak ürünlerden oluşan bir Halk edebiyatı koludur.

Anonim halk edebiyatı genel özellikleri

  • Bu edebiyatın ürünlerinin sahipleri belli değildir.
  • Ürünler, uzun bir zaman diliminde halk tarafından işlendiği, geliştirildiği için ortaklaşa yaratılmış sayılır.
  • Dil saf Türkçedir.
  • Nazım birimi dörtlük, nazım ölçüsü hecedir.
  • Şiirler genellikle ezgili olarak söylenir.
  • Şiir, folklor üzerine temellenmiştir.
  • Tamamen yabancı etkilerden uzaktır.
  • Türkü, mani, ninni, ağıt nazım türlerinden oluşur.
  • Masal, hal hikâyeleri, atasözleri, bilmeceler ve seyirlik köy oyunları nesir türündeki ürünlerdir.

NOT: Destan geleneğinden halk hikâyeciliğine geçiş dönemin en önemli eseri “Dede Korkut Hikâyeleri” de Anonim Halk edebiyatı ürünlerindendir.

2-) Âşık Tarzı Halk Edebiyatı

Halkın “âşık” dediği saz şairlerinin meydana getirdiği edebiyattır. Bu edebiyatın kökü İslamiyet’in kabulünden önceki sözlü edebiyat dönemine kadar uzanır. Orta Asya’daki “ozan” tipi, Anadolu’da “âşık” tipine dönüşür. Âşıklar genellikle usta-çırak ilişkisine göre yetişen, okuma yazması olmayan, şiir söyleme yeteneği olan insanlardır.

Âşıklar üç alanda yetişmiştir:

a-) Köy ve oymaklarda

b-) Şehir ve kasabalarda

c-) Asker ocaklarında

Asker ocaklarında ve şehirlerde yetişen âşıklar öğrenim görmüş kişiler oldukları için bunlar, Divan edebiyatından da etkilenmişler ve Divan edebiyatının nazım şekillerini de denemişlerdir.

Âşık tarzı halk edebiyatının genel özellikleri

  • Din etkisi dışında gelişen Halk edebiyatıdır.
  • Nazım birimi dörtlük, nazım ölçüsü hecedir.
  • Genellikle yarım kafiye kullanılmıştır.
  • Dil sade, söyleyişi içten ve doğaldır.
  • Şiir genellikle saz eşliğinde söylenir.
  • Konular genellikle doğal güzellikler, aşk ve toplumsal yaşama ilişkin olaylardır.
  • Nazım biçimleri, koşma, semai, varsağı ve destandır.
  • Konu bakımından adlandırılan nazım türleri; güzelleme, koçaklama, taşlama ve ağıttır.
  • Zaman zaman Divan edebiyatından etkilenmiştir. Bu nedenle:

Kimi ozanlar aruz ölçüsünü kullanarak Divan edebiyatı nazım biçimleriyle şiirler yazmışlar, şiirlerinde Arapça ve Farsça sözcüklere az da olsa yer vermişlerdir.

Divan edebiyatındaki kimi mazmunlar halk (kalıplaşmış sözler) halk şiirine geçmiştir. Bu durum dilin yalınlığını ve doğallığını olumsuz yönde etkilemiştir.

Âşık Edebiyatı Sanatçıları

Köroğlu (16. Yüzyıl)

  • Yüzyılın sonlarında doğru, Kafkaslardan Rumeli’ye kadar ünü bütün Osmanlı ülkesine yayılan Köroğlu, bir edebiyat tarihçisine göre hem eşkıya hem de hece vezniyle şiirler söyleyen bir halk ozanıdır.
  • Şiirlerinin çoğu kahramanlık üzerinedir. Yani Köroğlu, koçaklamalarıyla tanınmıştır.
  • Şiirlerinde coşkun bir lirizm vardır.
  • Şiirlerini duru bir halk Türkçesi ile söylemiştir.
  • Heyecanlı bir anlatım tarzının olması, halk tarafından sevilmesini sağlamış, şiirlerinin yaşamasına katkıda bulunmuştur.
  • Divan edebiyatından hiç etkilenmemiş, bütün şiirlerini hece ölçüsüyle söylemiştir.
  • Halk arasında yayılan Köroğlu Destanı, onun kahramanlıklarını anlatır. “Tüfek icad oldu, mertlik bozuldu.” Sözü ona aittir.

Kayıkçı Kul Mustafa (17. Yüzyıl)

  • Yeniçeri şairlerinin en tanınmışıdır. Divan şiirinin etkisinden uzak, halk zevkine bağlı, doğal bir söyleyişle 17. yüzyılın ilk yarısında geniş bir üne kavuşmuştur.
  • Genç Osman için yazdığı destan, şiirlerinin en tanınmışıdır. Şiirleri, yeniçeriler tarafından ezberlenmiş ve sınır boylarında söylenmiştir.
  • Kahramanca söyleyişi, nazım kusurlarını kapatmıştır.

Karacaoğlan (17. Yüzyıl)

  • yüzyılda yaşamasına rağmen günümüzde bile çok sevilen, şiirlerinin çoğu türkü şeklinde bestelenen ölümsüz bir âşıktır Karacaoğlan.
  • Bütün şiirlerini hece ölçüsüyle söylenen, halk anlayışını, yaşayışını şiirlerine en iyi şekilde yansıtan Karacaoğlan Türk saz şiirlerinin en ünlü şairidir.
  • Süsten ve özentiden uzak, bütün şiirlerini halk Türkçesiyle söylemiştir.
  • Şiirlerinde coşkun bir lirizm, doğal bir içtenlik vardır.
  • Şiirlerinde dini, tasavvufi izler yoktur.
  • Koşma ve semai türlerinin en başarılı örneklerini vermiştir.
  • Şiirlerinde insana dönüklüğünün özünde belirgin olan temalar doğa ve aşktır. Ayrılık, gurbet, sıla özlemi, ölüm ise şirin bütünselliği içindeki başka temalardır.
  • Halk şiirinin geleneksel yarım uyak düzenini ve yer yer redifi kullanmıştır. Hece ölçüsünün 11’li ve 8’li kalıplarıyla şiirler söylemiştir.
  • Elinde sazı, dilinde sözüyle köy köy, diyar diyar dolaşarak insan ve yeryüzü güzelliklerini şiirlerinde anlatmıştır.

Âşık Ömer (17. Yüzyıl)

  • Halk şairleri arasında en kültürlü, en yaratıcı kişi olarak bilinir.
  • Saz şairleri içinde en çok şiir yazarı kişidir. Elimize geçmiş 1500 kadar şiiri vardır.
  • Saz şairleri içinde geniş bir ün yapmış, “şairlerin ustası” olarak tanınmıştır.
  • Divan şairleriyle boy ölçüşen Âşık Ömer, onları aratmayacak tarzda gazeller, murabbalar söylemiştir.
  • Divan şairlerinden Ahmet Paşa, Fuzuli ve Atai’nin şiirlerine nazireler yazması; gazel, murabba, kalenderi, satranç, müstezat gibi şekillere örnekler vermesi, Âşık Ömer’deki Divan şiirine yönelme arzusunun en güzel örneğidir.
  • Divan şiirinde etkilenmesinden dolayı hece ölçüsünün yanında aruz ölçüsünü de kullanmıştır. Aruzdan çok heceyle yazdığı şiirleriyle ünlenmiştir.
  • Dili Halk edebiyatına göre ağırdır. Buna rağmen dildeki ustalığı onun başarısını gösterir.

Gevheri (18. Yüzyıl)

  • Kırımlı olan Gevheri, 18. yüzyıl Halk şairidir.
  • Divan edebiyatından etkilenmiş; bu yüzden yabancı sözcüklere, mazmunlara ve aruz ölçüsüne yer vermiştir.
  • Halk arasında ilgiyle karşılanan şiirlerinde yeni bir biçim, ince bir duyarlılık, üstün bir dil zevki görülür.
  • Dil halk şiirine göre ağrıdır. Asıl şöhretine hece ölçüsüyle söylediği şiirleriyle kazanmıştır. Koşma, türkü, taşlama tarzındaki şiirleri yüzyıllar boyunca saz şairlerine örnek olmuştur.
  • Aşk, ayrılık ve gurbet konularını lirik bir biçimde işlemiştir.

Erzurumlu Emrah (19. Yüzyıl)

  • Saz şairleri içinde Divan şiirini en iyi bilen şairin, heceyle yazdığı koşma ve semailerinin yanında aruz ölçüsüyle yazdığı gazel, murabba ve muhammesleri de vardır. Divan edebiyatı tarzında söylediği şiirleri, Halk edebiyatı tarzında söyledikleri kadar başarılı değildir.
  • Anadolu’nun birçok yerini gezmiş, kasaba ve köylerin kahvelerinde saz çalıp türkü söylemiş, gittiği yerlerde kendini sevdirmeyi başarmıştır.

Dertli (19. Yüzyıl)

  • Bolu’nun şahanlar köyünde doğan şair, çocukluğunda çobanlık yapmış, gençliğinde ise gurbete çıkmıştır.
  • Asıl adı İbrahim olan şair, aşk yüzünden ustura ile kendini öldürmeye kalkıştığı için “Dertli” diye tanınmıştır.
  • Halk ve Divan edebiyatını iyi bilen şair, Divan edebiyatı tarzında da şiirler yazmıştır. Fakat asıl başarıyı heceyle söylediği koşmalarında göstermiştir.
  • Bektaşi tarikatına mensup olduğu için nefesler de söylemiştir.
  • “Divan’ı” taşbaskısı ile birkaç kez basılmıştır.

Dadaloğlu (19. Yüzyıl)

  • Asıl adı Veli olan Dadaloğlu, Toroslarda yaşayan Türkmenlerin Avşar boyundandır.
  • Çukurova ve Orta Anadolu’da şehir yaşamından uzak yaşadığı için Divan şiirinden hiç etkilenmemiştir. Bütün şiirlerini hece ölçüsüyle söylemiştir.
  • İçli, özlü bir dille yiğitçe seslenişi kaynaştırmıştır.
  • Semai, varsağı, koşma, destan da söylemekle birlikte asıl kişiliğini Türklerinde gösterir.
  • Aşk, doğa ve savaş temalarını işlerken Karacaoğlan ile Köroğlu’nu hatırlatan bir tarzla ve sade bir halk diliyle şiirler söylemiştir.
  • Toroslarda göçebe yaşayan Türkmenlerin köylere yerleştirilmesine karşı çıkmış, “Ferman padişahın, dağlar bizimdir.” dizesiyle anımsanmıştır.

Seyrani (19. Yüzyıl)

  • Halk şiirimize hicivle mizah karılımı çok değerli örnekler kazandırmıştır.
  • Çağının aksaklıklarını, ham sofuları, değersiz yöneticileri taşlamalarıyla yerden yere vurmuştur.
  • Aruzla da şiirler yazmakla beraber, gerçek şairliği hece ölçüsü ile yazdığı koşma, nefes, destan, semai, devriye tarzındaki şiirlerinde görülür.

Bayburtlu Zihni (19. Yüzyıl)

  • Hem Divan edebiyatı tarzı hem de Âşık edebiyatı tarzında yazdığı şiirleriyle tanınmıştır. İyi bir medrese eğitimi görmüş olduğundan Divan şiiri tarzında yazdığı şiirlerinde Divan şairlerini aratmaz.
  • Asıl ününü hece ölçüsü ile yazdığı yergi ve taşlama türündeki âşık tarzı şiirleriyle kazanmıştır.
  • Kaside, gazel, tahmisler de yazmış, bu tür şiirlerini topladığı bir Divan’ı bir de “Sergüzeştname” adlı mesnevisi vardır.

Âşık Veysel (20. Yüzyıl)

  • Sivas’ın Sivrialan köyünde doğan Âşık Veysel, Cumhuriyet devri saz şairlerindendir.
  • Yedi yaşındayken bir hastalık yüzünden gözlerini kaybetmiştir. Gözlerinin dış âleme kapalı olması, ona zengin bir iç dünya kazandırmıştır.
  • Yurdun çeşitli yerlerini gezen şair; insan, birlik beraberlik, gurbet, ayrılık, güzellik, yırt ve toprak sevgisini ustaca dile getirmiş, kendine özgü bir anlatım tarzı geliştirmiştir.
  • Şiirlerini sade bir Türkçe ile söylemiştir.
  • Âşık Veysel, “Halk şiirinin son büyük ustası” olarak bilinir.
  • Şiirleri “Deyişler, Sazımdan Sesler, Dostlar Beni Hatırlasın” adlı eserler toplanmıştır.

3-) Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı

Tasavvuf, bir yaşayış ve düşünüş sistemidir. Bu sistem, Allah’tan başka gerçek bir varlığın olmadığını savunur.

Dini tasavvufi halk edebiyatının genel özellikleri

  • Hece ölçüsüyle birlikte aruz ve ölçüsü de kullanılmıştır.
  • Nazım birimi dörtlüktür. Ancak az da olsa bazı şairler nazım birimi olarak beyitli kullanmıştır.
  • Konu, genel olarak ilahi aşktır. Allah sevgisi ürünlerin tümünde işlenmiştir.
  • Dil, halkın konuşma dilidir. Ancak tasavvufun etkisinden ötürür Arapça ve Farsça sözcüklerle bu dillerin kuralları da kullanılmıştır.
  • Genellikle şiirler musiki eşliğinde söylenmiştir.
  • Şairlerin çoğu medrese öğrenimi görmüştür.
  • Az da olsa söz sanatlarına yer verilmiştir.
  • İlahi, nefes, deme, şathiye, nutuk, devriye gibi nazım türleri vardır.
  • Şiirde dini lirizm ve coşku görülür.

Dini tasavvufi halk edebiyatı sanatçıları

Yunus Emre (13. Yüzyıl)

  • Sadece Türk Halk edebiyatının değil, dünya edebiyatının da önemli şairlerindendir.
  • Geniş halk kitlelerini derinden etkileyen Yunus Emre, Türkçe şiirleriyle tam bir halk şairidir.
  • Genellikle hece ölçüsüyle yazmıştır; ancak aruz ölçüsünü de kullanmıştır.
  • Nazım birimi olarak hem dörtlüğü hem beyti kullanmıştır.
  • İlahi nazım türünde yazmıştır.
  • Şiirlerinde kullandığı ana tema; Allah aşkı ve insan sevgisidir.
  • Şiirlerinde evrensel mesajlar verir.
  • Tasavvuf akımını, taşkın ve gür lirizm ile halka yansıtmıştır.
  • “Divan” ve “Risalet ’ün Nushiye” adlı iki eseri vardır.

Hacı Bektaş Veli (15. Yüzyıl)

  • Büyük bir tasavvuf bilginidir. Göreli olarak gittiği Anadolu’da Bektaşilik tarikatını kurmuştur.
  • Türk dilinin ortadan kaldırılmasına şiddetle karşı çıkmıştır.
  • Gerçek bir yol gösterici ve yenilikçidir.
  • En önemli eseri “Makalât” tır.

Hacı Bayram Veli (15. Yüzyıl)

  • Güçlü bir medrese eğitimi görmüştür.
  • Tasavvufla ilgili görüşleri, kendisinden sonra gelenlerce belli bir inanç düzeni olarak benimsenen “Bayramilik” tarikatında son biçimini almıştır.
  • Aruz ölçüsüyle de yazmakla birlikte daha çok hece ölçüsünü kullanmış ve dini şiirler yazmıştır. İlahileri tekkelerde söylenmiştir.
  • Şiirlerinde Yunus Emre’nin etkisi görülür.

Kaygusuz Abdal (15. Yüzyıl)

  • Yunus Emre’nin etkisinde kalmış, kuvvetli tasavvuf kültürüyle yetişmiş, hem hece hem de aruz ölçüsünü kullanmıştır.
  • Şiirlerinde hicivli, mizahlı yer yer tekerlemeli bir örgü içerisinde ham sofularla, insanlık kusurlarıyla alay eder.
  • Budalanâme, Mugalatanâme adlı eserlerinde halk nesrinin başarılı örneklerini verir.

Pir Sultan Abdal (16. Yüzyıl)

  • Şiirlerinde coşkun bir lirizm vardır.
  • Şiirlerini duru bir halk diliyle söylemiştir.
  • Tasavvuf anlayışını halkın somut anlayışıyla birleştirmiştir.
  • Heyecanlı bir şair olması, halk tarafından çok tutulması, onu ve şiirlerini ölümsüzleştirmiştir.
  • Divan edebiyatından hiç etkilenmemiş, bütün şiirlerini hece ölçüsüyle söylemiştir.
  • Tekke şairleri arasında şiirlerini saz eşliğinde söyleyen ender kişilerdendir. Daha çok nefesleriyle tanınır.

3 comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir