Yunus Emre Kimdir? | Hayatı | Hakkında Bilgiler

Yunus Emre kimdir? Yunus Emre’nin kısa hayatı, Yunus Emre hakkında bilgiler. Yunus Emre’nin eserleri nelerdir?

Yunus Emre Kimdir

Yunus Emre Anadolu da Türkçe şiirin öncüsü olan bir şair ve mutasavvıftır. Tasavvuf edebiyatının en büyük temsilcisidir. “Sevelim sevilelim” ifadeleriyle bütün insanlığa vermiş olduğu hümanist mesajlardan dolayı UNESCO, 1991 yılını Yunus Emre Yılı olarak kabul etmiştir.

Yunus Emre geleneksel İslam bilimlerinin yanı sıra Arapça ve Farsça öğrendi. İran ve Yunan mitolojisiyle tasarruf tarihini inceledi. Taptuk Emre’nin tekkesinde hizmet etti ve onun düşüncelerini yaymak için Anadolu, Suriye, Azerbaycan ve Kafkasya’ya seyahatler yaptı.

YUNUS EMRE KİMDİR? | HAYATI

Hak ve halk şairi Yunus Emre, Anadolu’nun her bakımdan birliği beraberliği bozulmuş, halkın yozlaşmış, sefaletleşmiş bir döneminde 1240’da Eskişehir’in Mihalıççık ve Sivrihisar ilçeleri arasında kalan ve bugün kendi adıyla anılan Sarıköy’de dünya gelmiştir.

İsmini Yunus peygamberden alan Yunus’un çocukluğu, gece yarılarında Moğol istilacıların çadırlarını basıp değerli eşyalarını alırken, onları küçük gözleriyle izlemekle geçti. Çektikleri fakirlik yüzünden mektebe gitmek yerine nasırlı elleriyle çapa, zengin toprak sahiplerinin tarlalarını sürüyordu. Yara bere içinde evine geldiği bir günde ise tez gelen kara haberi aldı, babası ölmüştü.

20 yaşındayken köyünde buğday yaprağı bırakmayan bir kıtlık vardı. Köyün bilgeleri Yunus’a kimse size kimse olan Hacı Bektaş Veli’ye gidip buğday istemesini söyledi. Yunus’ta sepetine meyve, sebze doldurup dolunay vaktinde yola çıktı. 1 haftalık yürüyüşten sonra dergâhına vardı. Ancak dervişle görüşebilmesi için 3 gün beklemeliydi. O, üç günü gizlice babanın evinin misafirlikte, dervişin sazının huşusuyla geçirdi. 3 gün sonunda Hacı Bektaş’ı Velinin güllerle dolu bahçesinde iki eren ona şu soruyu sordu: “himmet mi buğday mı? istersin” cevap basitti “buğday” der. Erenler ona iki sepet buğday verip uğurladılar. Hatasını çıktığı tepenin yarısında anladı, hemen geri dönerek gece yarısı dergâhın kapısını çaldı. Onu huzuruna kabul eden Hacı Bektaş Veli bu garip çocuğu Taptuk Emre’ye emanet etti. Yunus, Taptuk Emre’nin ilk kez elini öptüğünde hocasının gözlerinin görmediğini fark etti. Hocası da bu garip genci kendi evladı gibi sahiplendi ve ruhunu tertemiz edeceği karanlığa, Çile odasına götürerek kapıyı üzerine kilitledi.

Çileden saçları kırlaşmış şekilde ama Yunus Emre olarak çıktı. Hocasının dergâhı için ormanın en kuytu yerlerinde odun topluyordu. Ancak odun taşımaktan sırtı yaralandığından odunları dergâhın kapısına sertçe bırakıyordu. Bu durum saygısızlık zannedildi. Dedikodulara çok üzülen Yunus Emre, “Sen Derviş Olamazsın”ı ağlayarak yazıp hocası onu affedene kadar her gün dergâhın kapısını çalmaya devam etti. Hiç bitmeyen bu nafile çaba ancak aylar sonra cevap buldu. Bir sabah hocasının kapısını çalmak için tam evden çıkarken onu karşısında görünce dünyalar onun oldu. Kırk yılın sonunda Derviş Yunus Emre olarak hocasından ayrıldı ve yollara düşüp hepimizin bildiği dizelerle yaratılanı sevmenin yaratanı sevmek olduğunu, asıl ilmin kendini bilmek olduğunu anlatmaya çalıştı sazının teli yettiğince.

Anadolu’nun çeşitli yerlerinde Yunus Emre türbeleri vardır. Bunun sebebi Anadolu insanının Yunus’u çok sevmesi ve sevdiğini yanından ayırmak istememesidir.

Şiirlerinden Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî’nin çağdaşı olduğu, onu tanıdığı, toplantılarına katıldığı ve kendi deyişiyle onun güzel ve gösterişli bakış açısından ilham aldığı anlaşılmaktadır. Yunus, Mevlana dışında Hacı Bektaş Veli, Geyikli Baba ile çağdaştır.

Yunus Emre tüm insanlığın ibret alması gereken bir gönül sultanıdır.

VEFATI

Yunus Emre’nin Anadolu’nun birçok yerinde adına mezarlar bulunduğu için nerede öldüğü ve gömülü olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Ancak Yunus Emre’nin 1320 yılında hayata gözlerini yumduğu tahmin edilmektedir. İncelemelere göre Yunus’un 80 ile 84 yaşları arasında öldüğü kayıtlara geçmiştir.

Yunus Emre’nin Sarıköy’de doğduğu, yaşadığı ve burada öldüğüne dair 33 adet vesika vardır.

FİKRİ VE EDEBİ KİŞİLİĞİ

Yunus Emre’ye göre biri iç biri dış olmak üzere iki dünya vardı. Yalnızca iç dünyayla ilgili bilimler en yüksek bilgi derecesine Tanrı’nın sırrına yönelir. Yunus Emre’ye göre iyilikler tanrı özlemi, tanrıya güvenmek, sabır, onurunu korumak, iyilik, temiz yüreklilik, dürüstlük, utanma ve kanaatkârlıktır. Gösteriş, kibir, kıskançlık, öfke, cimrilik, kin, dedikodu ve ikiyüzlülükte kötülükleri oluşturur.

Eserlerinde özellikle hece ölçüsünün 7 ve 8 heceli kalıplarıyla yazdı. Aruz kullandığındaysa kafiye karşısında halk şiiri geleneğini izleyip, sık sık redife yer verdi. Yunus Emre Oğuz lehçesiyle ve çağının konuşma diliyle yazmış olmakla birlikte kullandığı sözcüklerin tümü Türkçe değildi. Bazı sözcüklerin hem Türkçesini hem Arapçasını ya da Farsçasını birlikte kullandı. Şiirlerinde Oğuz lehçesi olağanüstü bir anlatım gücüne benzeri az görülen bir uyum güzelliğine ulaştı.

ESERLERİ

Risaletü’n Nushiye

Yunus Emre’nin elimizde iki eser vardır. Birincisi Mesnevi biçiminde ve aruzla yazılmış 573 beyitten oluşan eseri Risaletü’n Nushiye’dir. Pek çok şiirini içinde bulunduran Risaletü’n Nushiye isimli mesnevisini 1307-1308 yılları arasında yazdığı anlaşılmaktadır. Kısa bir giriş bölümünden sonra eser altı destana ayrılır. Ruh ve nefis, kanat, gazap, sabır, haset ve cimrilik, akıl.

Divan

İkinci eseri ise Divan’dır. İçindeki şiirlerin çoğu hece ölçüsüyle yazılmıştır. Bugün elimizdeki Yunus Emre Divan’ı çeşitli yazmalardan toplanmıştır. Bilimsel bir çalışmaya dayanan ilk Yunus Emre Divan’ı 1943’te Abdülbaki Gölpınarlı tarafından yayımlanmıştır.

Yunus Emre’nin çağlara seslenen eşsiz mesajlarından birkaçı:

İlim ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin

Ya nice okumaktır

Ben yürürüm yane yane

Aşk boyadı beni kane

Ne akilem ne divane

Gel gör beni aşk neyledi

Gelin tanış olalım

İşi kolay kılalım

Sevelim sevilelim

Dünya kimseye kalmaz

Bir kez gönül yıktın ise

Bu kıldığın namaz değil

Yetmiş iki millet dahi

Elin yüzün yumaz değil

Aşkın pazarında canlar satılır

Satarım canımı alan bulunmaz

Yunus öldü deyu selan verirler

Ölen beden imiş, âşıklar ölmez

Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı

Söz ola oğulu aşı bal ile yağ ede bir söz

2 comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir