Ziya Gökalp Hayatı | Edebi Kişiliği | Eserleri

Ziya Gökalp kısa hayatı, Ziya Gökalp edebi kişiliği, Ziya Gökalp kimdir? Ziya Gökalp eserleri nelerdir?   

Ziya Gökalp

ZİYA GÖKALP (1876-1924)

HAYATI

Asıl adı Mehmet Ziya olan sanatçı 1876’da Diyarbakır, Çermik’te doğdu. Babası Çermikli Zaza Tevfik Bey, annesi Zeliha Hanım’dır.

Ziya Gökalp, eğitim hayatına Diyarbakır’da başladı. İslami eğitimini ise amcasından aldı. Ekonomik sorunlar nedeniyle eğitim için İstanbul’a gidemeyişi ve evlenmesine dair aile baskısı sanatçıyı 18 yaşında intihara sürükledi. Beynindeki kurşun morfinsiz gerçekleşen uzun bir ameliyat neticesinde çıkarıldı.

1895’te İstanbul’a giderek Baytar Mektebine kaydoldu. Jön Türklere katılması, 1898 yılında tutuklanmasına sebep oldu. Bir yıllık cezaevi hayatından sonra Diyarbakır’a sürgüne gönderildi. Çeşitli devlet dairelerinde memurluk yaptı. İttihat ve Terakki Partisi’nin Diyarbakır Şubesi’ni kurdu. Diyarbakır’da Peyman gazetesini, Selanik’te de Genç Kalemler dergisini çıkardı. 1912’de Meclis-i Mebusan’a Diyarbakır mebusu olarak seçildi. İngilizlerin İstanbul’u işgal etmesinden sonra Malta’ya iki yıllık sürgüne gönderildi. Sürgünü bittikten sonra Diyarbakır’a döndü. 1923’te tekrar Diyarbakır mebusu seçildi.

Ziya Gökalp 1924’te de İstanbul’da hayata gözlerini kapadı.

EDEBİ KİŞİLĞİ | SANAT ANALAYIŞI

  • Millî edebiyatın kurucularındandır.
  • Türkiye’de sosyoloji üzerine çalışmalar yapan ilk Türk sosyoloğudur. İstanbul Üniversitesinde profesör olarak sosyoloji dersleri vermiştir.
  • Türkçülüğün ilkelerini ortaya koyarak Türkçülüğü sistemleştirmiştir. Türkçülüğün Esasları adlı eserini de bu amaçla kaleme almıştır.
  • Turancılık düşüncesinden Türkiye Türkçülüğüne ulaşan sanatçıya göre dil, din, sanat ve toplumu ilgilendiren her alanda Türkleşme gereklidir. “Kızıl Elma”daki Turancılık ülküsü yerini zamanla “Yeni Hayat”taki Türkiye Türkçülüğüne bırakır.
  • Atatürk’ün: “Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, duygularımın babası Namık Kemal, fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp’tir.” sözleri Ziya Gökalp’in fikirlerinden etkilendiğini gösterir.
  • Ziya Gökalp’e göre Türkçülük, Türk milletini yükseltmektir. Aydınlarımız bunu gerçekleştirebilmek için önce kendi kültürünü tanımalı ve İslam ahlakıyla birleştirmen, daha sonra da Batı’nın teknolojisiyle bunu geliştirmelidir. “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” bu sentezi özetleyen eseridir.
  • Düşüncelerini Emile Durkheim’ın dayanışmacılık teorisi etrafında şekillendirmiştir.
  • İlk şiirlerini aruz ölçüsüyle oluşturan sanatçı zamanla hece ölçüsüne geçmiştir.
  • Genellikle dörtlük ve koşma tarzında yazmış ama bunun haricinde sone ve mesnevi (ikilik) gibi nazım şekillerini de kullanmıştır.
  • Sanatı topluma ulaşmada araç olarak gördüğü için eserlerini sade bir dille didaktik tarzda yazmıştır.
  • Daha çok destansı şiirler kaleme almıştır. Çocuklar için masalsı tarzda yazdığı şiirleri de vardır. Bu amaçla zengin bir kaynak olan Türk mitolojisine eserlerinde sıkça yer vermiştir. Deli Dumrul’dan Alparslan’a kadar ulusal değerlerimizi “Altın Işık” adlı eserinde ele almıştır. Türk milletinin geleceği olarak gördüğü çocuklarımızı da bu şuurla aydınlatmaya çalışmıştır.

ESERLERİ

Şiir: Kızıl Elma, Altın Işık, Yeni Hayat

Makale-İnceleme: Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak, Türk Töresi, Doğru Yol, Türkçülüğün Esasları, Türk Medeniyet Tarihi

Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak

Ziya Gökalp, Osmanlı devletinin parçalanma sürecinde ulusal bir kimlik arayışına girmiştir. Düşüncesinin temelinde Türk toplumunun kendine özgü ahlâkî ve kültürel değerleriyle Batı’dan aldığı bazı değerleri kaynaştırarak bir senteze ulaşmaya çalışmıştır. Bu yaklaşımı da Türkleşmek, İslam- taşmak, Muasırlaşmak eserinde dile getirmiştir.

Ziya Gökalp’in bu yaklaşımının kültürel öğesi Türkçülük, ahlâkî öğesi İslamcılıktır. Dini, toplumsal birliğin sağlanmasında yardımcı bir öge olarak görmüş; liberalizm ve Marksizm’in karşısına Durkheim’in mesleki örgütleri temel toplum birimi olarak kabul eden “dayanışmacılık”ını koymuştur.

Altın Işık

Altın Işık, düşünce adamı olmasının yanı sıra verimli bir halkbilim araştırmacısı da olan Ziya Gökalp’in Türk masallarını, halk öykülerinin ve destanlarının bir bölümünü, nazım ya da düz yazı olarak yeniden yazdığı kitabıdır. Kitaptaki on iki metinden yedisi manzum (hece ölçüsü), dördü düz yazı ve biri, sahne oyunu biçimindedir. Gökalp’in halk yazınına yönelmesinin nedeni, onun, ulusal Türk düşüncesini yeniden kurmanın ancak halk yazınının dil ve anlatım özelliklerini belirlemekle mümkün olacağı düşüncesidir. “Altın Işık” kitabında topladığı halk masallarında, çocuklara iyi bir karakter aşılamaya çalışır. Edebiyatı bir eğitim aracı olarak gördüğü için, çocuklara Türk kültürünün küçük yaşlarda verilmesi gerektiğini savunur. “Tembel Ahmet ile Küçük Şehzade”de çalışkanlık ve dürüstlüğün önemini; “Keloğlan ile Kuğular”da, eninde sonunda haklı olanın kazanacağını vurgular. “Pekmezci Anne”de, sabrın; “Keşiş” ve “Ne Gördün?”de, iyi kalpliliğin yararlarını anlatır. “Aslan Basat”ta Oğuz ilinin Tepegöz’den kurtulması ile Kurtuluş Savaşı; Aslan Basat’ın kahramanlığı ile de Türk kahramanları ve Atatürk arasında İlişki kurar. Ziya Gökalp, yazdığı bu masallarla hem kültürel kaynakların nasıl değerlendirilebileceğini gösterir hem de çocukların ulusal kültür değerleriyle nasıl yetiştirilmesi gerektiğini ortaya koyar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir