Çevre Kirliliği Nedir?

Çevre kirliliği kısaca nedir? Çevre kirliliği hakkında bilgiler.

ÇEVRE KİRLİLİĞİ

Doğa üzerinde olumsuz etkiler yapan yabancı maddelerin su, hava ve toprağa yoğun bir şekilde karışmasına “çevre kirliliği” denir. Çevre kirliliği niteliksel sınıflandırmaya göre; su kirliliği, hava kirliliği, toprak kirliliği, katı atık kirliliği, radyoaktif kirlilik, gürültü kirliliği, görüntü kirliliği ve elektromanyetik kirlilik şeklindedir. Çevre kirliliğinin doğa ve insan üzerinde yarattığı başlıca sorunlar;

  • İklimlerin değişmesi,
  • Meteorolojik afetlerin neden olduğu can ve mal kayıplarının artması,
  • Erozyonun hızlanması ve toprak verimliliğinin azalması,
  • Tatlı su kaynaklarının azalması ya da kuruması,
  • Ekosistemlerin bozulması ve biyoçeşitliliğin azalması,
  • Sosyal, ekonomik ve siyasal sorunların artması vb. şekilde sıralanabilir.

Su kirliliği: Su kaynaklarında zarar verecek ölçüde herhangi bir maddenin bulunmasına su kirliliği denir. Çevre kirlenmesinden en çabuk ve en çok etkilenen sudur. Sıvı atıklar hem su ekosistemlerinin zarar görmesine hem de toprakların kirlenmesine neden olur. Su kirliliğine neden olan başlıca faktörler;

  • Sanayi tesislerinden çıkan atıklar ve zararlı kimyasallar,
  • Tarımda kullanılan suni gübreler ve ilaçlar, evsel atıklar,
  • Termik ve nükleer santrallerden çıkan sıcak ve atık sular,
  • Deniz kazaları ve yakıt taşıyan gemilerden sızan maddeler,
  • Balık çiftliklerinin atıkları vb. şekilde sıralanabilir.

Hava kirliliği: Atmosferde bulunan zararlı gazların miktarının artıp canlı yaşamını tehdit edecek boyutlara ulaşmasına hava kirliliği denir.

Hava kirliliği sonucunda; asit yağmurları görülmekte, yeşil alanlar zarar görmekte, solunum sistemi hastalıktan artmakta, tarım ve hayvancılık zarar görmekte, sera etkisi artmakta ve küresel ısınma süreci hızlanmaktadır.

  • Hava kirliliğine neden olan başlıca faktörler;
  • Endüstri tesislerinden filtre edilmeden bırakılan gazlar,
  • Motorlu araçların egzozundan çıkan gazlar,
  • Fosil yakıtların yanmasıyla ortaya çıkan gazlar vb. şekilde sıralanabilir.

Hava kirliliği; Londra ve Los Angeles tipi hava kirlenmesi şeklinde iki türde incelenebilir.

  • Sanayi tesisleri ile binaların ısıtılmasında kullanılan fosil yakıtların yanması sonucunda çıkan gazların oluşturduğu dumanın sisle karışmasıyla oluşan hava kirliliği türüne Londra tipi hava kirlenmesi denir.
  • Los Angeles tipi hava kirlenmesi ise egzoz gazlarının güneş ışınlarının etkisiyle karbondioksite dönüşüp havayı kirletmesidir.

Hava kirliliği fazla olan yerlere; kuzeydoğu, ABD, Çin ve Batı Avrupa örnek olarak gösterilebilir.

Toprak kirliliği: İnsanların çeşitli etkinlikleri (tarım, sanayi, yerleşme vb.) sonucu toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik yapısının bozulmasına toprak kirliliği denir. Toprak kirliliğine neden olan başlıca faktörler;

  • Atık suların arıtılmadan doğrudan toprağa verilmesi,
  • Evsel ve endüstriyel atıkların geçirimli arazilerde bilinçsizce depolanması,
  • Suni gübre ve tarım ilaçlarının bilinçsiz kullanımı sonucu toksik maddelerin toprakta birikmesi,
  • Asit yağmurları,
  • Nükleer atıklar ve sızıntılar şeklindedir.

Toprakların kirlenmesi sonucunda; topraktaki besin maddelerinin konsantrasyonu değişmekte, bitkilerin bünyesinde biriken zararlı kimyasallar besin zinciri yoluyla insan ve hayvanlara geçmekte, tarım toprakları verimsizleşmekte, toprak içinde yaşayan canlıların yaşamsal fonksiyonları tehlike altına girebilmektedir.

Katı atık kirliliği: Kullanma süresi dolan ve yaşam ortamından, uzaklaştırılması gereken her türlü katı malzemeye “katı atık” denir. Katı atıklar; evsel, endüstriyel, tarımsal, ticari – kurumsal, özel ve belediye hizmetleri kökenli olabilmektedir. Katı atıkların insan ve çevre sağlığı üzerindeki en büyük etkisi şehirlerde ortaya çıkmaktadır. Katı atıklar (çöp) yığıldıkları alanlarda mikrop ve bakteri üretmekte, pis kokuya neden olmakta, yer altı sularını kirletmekte ve salgın hastalık riskini arttırmaktadır.

NOT:

Doğaya bırakılan katı atıklardan; cam şişeler 4000 yıl, plastik şişeler 1000 yıl, piller 100 yıl, poşetler 10 – 20 yıl ve kâğıtlar 2 – 5 ay gibi sürelerde doğal yollarda ayrışabilmekte ve yok olmaktadır.

Radyoaktif kirlilik: Uranyum ve toryum gibi radyoaktif minerallerin atom çekirdeğinin parçalanmasıyla çevreye yayılan alfa, beta ve gama ışınlarına radyasyon denir. Çevreye yayılan bu ışınlar hem canlılara hem de doğal sistemlere ciddi zararlar verir. Radyoaktif kirlilik sonucunda canlıların gen yapısı bozulmakta, bağışıklık sistemi zayıflamakta, kanser hastalığı yaygınlaşmakta ve ölümler görülmektedir. Radyoaktif kirlenmeye neden olan en önemli faktörler; nükleer tesisler, nükleer bombalar ve nükleer atıklardır. Örneğin, 1986 yılında Çernobil (Ukrayna) ve 2011 yılında Fukuşima (Japonya) nükleer santrallerindeki kazalar sonucunda oluşan patlamalarda radyoaktif kirlilik ciddi boyutlara ulaşmıştır.

Gürültü(ses) kirliliği: İnsanlar üzerinde olumsuz etki yapan ve hoşa gitmeyen her türlü sese gürültü denir.

Gürültü kirliliğine neden olan başlıca kaynaklar; yoğun trafik, sanayi tesisleri, iş makineleri, eğlence tesisleri ve uçaklardır. Gürültünün insan üzerinde fiziksel, fizyolojik ve psikolojik olumsuzluklar şeklinde etkileri vardır. Gürültü kirliliğine genellikle büyük şehirlerde, maden işletmelerinde ve sanayi bölgelerinde rastlanır.

Görüntü kirliliği: İnsanların doğal çevrede yapmış olduğu olumsuz değişikliklerle sağlıklı kişilerin görüntü alanlarının rahatsız edici hale getirilmesine görüntü kirliliği denir. Nüfusun, çarpık kentleşmenin ve sanayileşmenin hızla artmasıyla birlikte görüntü kirliliği ortaya çıkmıştır.

Elektromanyetik kirlilik: Teknolojinin gelişmesiyle birlikte elektrik enerjisi ve elektrikli araç kullanımı hızla artmaktadır. Özellikle cep telefonu, TV, bilgisayar, baz istasyonları ve yüksek gerilim hatlarından kaynaklanan elektromanyetik dalgalar insan sağlığını olumsuz etkilemektedir. Elektromanyetik dalgaların en önemli etkisi uzun sürede kansere neden olmasıdır.

Çevre kirliliğinin azaltılması için yapılması gerekenler

  • Fosil yakıt kullanımının azaltılıp, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanım oranının arttırılması,
  • Ormanlardaki tahribatın önlenip, ağaçlandırmanın yaygınlaştırması,
  • Tatlı su kaynaklarının korunması,
  • Sanayi tesislerine arıtma ve filitrasyon sistemleri kurma zorunluluğunun getirilmesi,
  • Sulak ve yeşil alanların nüfuslanmasının engellenmesi,
  • Geri dönüşüm uygulamalarının yaygınlaştırılması,
  • Tarımda bilinçli gübre ve ilaç kullanımının sağlanması,
  • Organik tarımın desteklenmesi,
  • Verimli tarım arazilerinde sanayi ve yerleşim alanlarının kurulmaması,
  • Arazi plânlamalarının etkin ve yaygın hale getirilmesi,
  • Ulaşımda deniz yolu ve demir yolu taşımacılığının payının arttırılması,
  • Büyük şehirlerde toplu taşıma hizmetlerinin yaygınlaştırılması,
  • Aşın ve usulsüz avcılığın önlenmesi,
  • Konutlarda ve sanayi tesislerinde ısı yalıtımı, su ve enerji tasarrufu yapılması,
  • Sürdürülebilir kalkınma ve nüfus plânlamalarının yapılması vb.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir