Recaizade Mahmut Ekrem Hayatı | Edebi Kişiliği | Eserleri

Recaizade Mahmut Ekrem hayatı, Recaizade Mahmut Ekrem kimdir? Recaizade Mahmut Ekrem edebi kişiliği, Recaizade Mahmut Ekrem eserleri nelerdir?

Recaizade Mahmut Ekrem

RECAİZADE MAHMUT EKREM (1847-1914)

HAYATI

Recaizade Mahmut Ekrem, 1847 yılında İstanbul’da doğdu. İlk eğitimini babasından alarak Arapça ve Farsçayı öğrendi. Harbiye İdadisini çeşitli sağlık nedenlerinden dolayı bıraktı. Namık Kemal’le tanıştıktan sonra Encümen-i Şuara’ya katıldı. Namık Kemal’in çıkardığı Tasvir-i Efkâr’da yazdı. Namık Kemal, Avrupa’ya kaçınca Tasvir-i Efkar gazetesinin yönetimi kendisine kaldı.

Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) ve Mekteb-i Mülkiyede (Siyasal Bilgiler Fakültesi) edebiyat öğretmenliği yaptı. Meşrutiyet’ten sonra kurulan hükümette Evkaf Nazırı (19089, aynı yıl Maarif Nazırı (Milli Eğitim Bakanı) oldu.

Aile hayatının bazı acıları Recaizade Ekrem’i duygusallığa itti. Oğulları Emced ve Nijad’ın ölmesi sanatçıyı derin bir üzüntüye sürükledi.

Recaizade Mahmut Ekrem, 1914 yılında vefat etti ve oğlu Nijad’ın kabrinin yanına defnedildi.

EDEBİ KİŞİLİĞİ | SANAT ANLAYIŞI

  • Eski edebiyatçılara karşı yeniliği savunan sanatçı devrinde “Üstat” olarak tanınmıştır. Bu yönüyle de Tevfik Fikret gibi gençleri etrafında toplayarak Servet-i Fünûn edebiyatının oluşmasına katkılarda bulunmuştur.
  • Kafiyeye ve ölçüye önem vermiştir. Muallim Naci’yle “Kafiye göz için mi, kulak için mi?” polemiğine girmiştir. Zemzeme adlı şiir kitabının üçüncü cildinin ön sözünde yer alan Takdir-i Elhan eleştirisiyle kafiyenin kulak için olduğunu dile getirmiştir.
  • “Sanat için sanat” düşüncesine sahiptir.
  • “Güzel olan her şey şiirin konusudur. Güzellik ise doğada ve insandadır.” görüşüyle şiirin konusunu genişletmiştir. Güzellik anlayışını da fikrî, hissî ve hayalî olmak üzere üçe ayıran sanatçı aşk ve doğa konulu şiirler yazmıştır.
  • Şiirin, ilham perileri geldiğinde yazılabileceği düşüncesindedir.
  • Heceyle birkaç şiir denemesi haricinde aruzu kullanmıştır.
  • Divan edebiyatı nazım şekillerini kullanmıştır.
  • Oğullarının, özellikle de oğlu Nijad’ın ölümü sanatçıyı derinden etkilemiştir. Bu nedenle şiirlerinde karamsar ve duygusal bir hava hâkimdir.
  • Şiirlerinde teknik kusurlar vardır.
  • Roman, hikâye, tiyatro, eleştiri ve çeviri gibi düzyazı türlerinde de eserler vermiştir. Düzyazılarında kullandığı dil şiirlerine göre daha sade ve başarılıdır.
  • Şiirlerinde romantizm, roman ve hikâyelerinde realizm, tiyatrolarında klasisizm akımlarından etkilenmiştir. Hatta edebiyatımızda ilk realist roman kabul edilen Araba Sevdası’nı yazmıştır.

ESERLERİ

Şiir: Nağme-i Seher, Pejmürde, Nijad Ekrem, Yadigâr-ı Şebab, Zemzeme (I-II-III), Nefrin

Roman: Araba Sevdası Hikâye: Muhsin Bey, Şemsa

Tiyatro: Afife Anjelik, Vuslat, Çok Bilen Çok Yanılır, Atala (Chateaubriand’ın romanının tiyatro çevirisi)

Eleştiri: Takdir-i Elhan

Ders Kitabı: Talim-i Edebiyat

ARABA SEVDASI

Kahramanlar

Bihruz Bey, Periveş, Keşfi Bey

Konu

Türk edebiyatının ilk realist romanı olarak kabul edilen eser Fransız hayranı ve mirasyedi Bihruz Bey’in Çamlıca gezilerinde karşılaştığı hafif meşrepli Periveş uğruna yaşadıklarını işler.

Özet

Babası ölünce onun mirasına konan, çok iyi bir tahsil görmemiş, güzel giyinmeyi ve Fransızca kelimelere kendi dilinde yer vermeyi seven Bihruz Bey bir gün Çamlıca’da faytonuyla gezerken gördüğü bir kadına âşık olur. Bütün çabalarına rağmen zengin bir aileden geldiğini zannettiği kadını Periveş Hanım’ı bir daha göremez. Yalancılığıyla tanınan arkadaşı Keşfi Bey, Periveş’in öldüğünü söyleyerek Bihruz Bey’i kandırır. Bir gün Bihruz Bey dolaşırken Periveş’e benzeyen bir kız görür. Onu Periveş’in kız kardeşi zannederek Periveş’in mezarını sorar. Fakat daha sonra karşısındakinin Periveş olduğunu, Periyeş’in de kötü meşrepli bir kadın olduğunu anlayınca hayal kırıklığına uğrar ve oradan uzaklaşır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir