Atatürk İnkılapları (Eğitim | Hukuk | Ekonomi) Nelerdir?

Atatürk İnkılapları nelerdir? Eğitim, hukuk, ekonomi ve toplumsal alanda yapılan inkılaplar nelerdir?  

İNKILAPLAR

Atatürk İnkılaplarının Amaçları

  • Eşit haklara sahip bir toplum oluşturma,
  • Türk kültürünü geliştirme,
  • Demokrasinin Türkiye’de yerleşmesini sağlama,
  • Ulusal egemenlik anlayışını güçlendirme,
  • Türkiye’yi çağdaş ülkeler düzeyine ulaştırma ve uluslararası ilişkilerde etkinliğini artırma,
  • Eskimiş ve çağın gereklerini karşılayamayan kurumların yerine çağdaş ve yeni kurumlar oluşturma,
  • Devletin kurumlarıyla birlikte laikleşmesini sağlama.

HUKUK ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR

Osmanlı Devleti’nde; dini hukuk temel alınmış, bu alanlardaki eski Türk gelenekleri ise, İslam hukukuyla çelişmiyorsa “Örf hukuk” adıyla uygulanmıştır. Ayrıca azınlıklar, aralarındaki davalarda bağlı oldukları Cemaat Mahkemeleri tarafından yargılanmışlardır.

Osmanlı hukuk kullarının toplumsal birliği sağlamaması ve Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş uygarlık seviyesini hedeflemesinden dolayı, Türkiye’de laik hukuk düzenini yerleştirmek amacıyla köklü yeniliklere gidilmiştir.

Hukuk Alanındaki İnkılapların Amaçları

  • Toplumda laik hukuk anlayışını yerleştirme,
  • Modern yaşam tarzının ihtiyaçlarına cevap verebilecek çağdaş bir hukuk sistemi oluşturma,
  • Sosyal ve ekonomik hayatta kadın erkek eşitliliğini sağlama,
  • Türkiye’de hukuk birliğini sağlama.

Medeni Kanunu’nun Kabul Edilmesi (17 Şubat 1926)

Avrupa ülkelerinde uygulanmakta olan medeni kanunlar incelenmiş ve İsviçre Medeni Kanunu, tercime edilip düzenlenerek, “Yeni Türk Medeni Kanunu” olarak kabul edilmiştir.

İsviçre Medeni Kanunu’nun Kabul Edilmesinin Nedenleri

  • Avrupa’da hazırlanan medeni kanunların en yenisi olması,
  • Çeşitli sorunlara pratik ve akılcı çözümler getirmesi,
  • Çağdaş ve laik ilkelere uygun olması,
  • İfade ve kavramlarının açık olması,
  • Yeni bir medeni kanun hazırlanması için uzun bir sürenin gerekli olması.

Medeni Kanun’un Getirdiği Yenilikler

  • Hukuk birliği sağlanmıştır.
  • Resmi nikâh zorunlu hale getirilmiş,
  • Boşanmada erkeğe tanınan haklar kadına da tanınmış,
  • Tek eşle evlilik zorunlu hale getirilmiş,
  • Evlenmede eşlerin isteği esas alınmış,
  • Mirasta ve şahitlikte cinsiyet ayrımı kaldırılmıştır.

NOT:

Türkiye’de “siyasi ve demokratik” alanda kadın erkek eşitliğinin sağlanması; kadınların 1930’da belediye seçimlerine, 1933’te muhtarlık seçimlerine ve 1934’te milletvekili seçimlerine katılmalarıyla gerçekleştirilmiştir.

Hukuk Alanında Meydana Gelen Diğer Gelişmeler 

  • 1925 – Ankara Hukuk Mektebi açılmıştır.
  • 1926 – Ceza Kanunu kabul edilmiştir. (İtalya’dan uyarlanmıştır.)
  • 1926 – Borçlar Kanunu kabul edilmiştir. (Almanya’dan uyarlanmıştır.)

NOT:

Azınlıkları kendi mahkemelerini kapatmaları ve Avrupa devletlerine bağlı mahkemelerin de kapanmasıyla Türk hukuk sistemi ülke genelinde uygulanmaya başlanmıştır.

EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDAKİ İNKILAPLAR

Eğitim Alanında Yapılan İnkılapların Amaçları

  • Laik eğitime geçişi sağlayarak bilimsel ve çağdaş eğitimi yaygınlaştırma,
  • Eğitimde birliği ve millileşmeyi sağlama,
  • Eğitim’de kız-erkek çocukları arasında eşitliği sağlama,
  • Çağın gerisinde kalmış eğitim kurumlarını kaldırma.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924)

  • Bu kanun ile eğitim ve öğretim birleştirilmiştir. Eğitim ve öğretim hizmetleri devlet denetimine alınarak Milli Eğitim Bakanlığı emrine verilmiştir.
  • Azınlık ve yabancı okullar da dâhil bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır.
  • Okullarda dini ve siyasi amaçlı eğitim verilmesi önlenmiştir.

NOT:

Tevhid-i Tedrisat (Öğrenimin Birleştirilmesi) Kanunu ile laik eğitim anlayışı etkin hale getirilmiştir. Yapılan uygulamalarla medreselere ödenek ve kadro ayrılmayarak çağdaş eğitim kurumlarına önem verilmiş, böylece medreseler de zamanla kendiliğinden kapanmıştır.

NOT:

Açılan İmam Hatip Okulları ve İlahiyat Fakülteleri ile toplumun ihtiyaç duyduğu din adamları yetiştirilmeye başlanmıştır.

Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (2 Mart 1926)

  • Maarif Teşkilatı Kanunu (Eğitim Sistemi Yasası) ile Türkiye’de ilkokul, ortaokul, lise ve yükseköğretim programlarının nasıl uygulanacağı ve esasları belirlenmiştir.
  • Müfredat milletin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde düzenlenmiş ve ülke genelinde hızlı bir şekilde ilkokul, ortaokul, lise ve yüksekokul açma yoluna gidilmiştir.

NOT:

Bu kanunla Türkiye’deki yabancı okullar Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetimine girdiği için, Avrupa devletleri buna itiraz etmişlerse de Türkiye, kanunun iç işleri ve egemenlik haklarıyla ilgili olduğunu belirterek Avrupalı devletlerin itirazlarını kabul etmemiştir.

Yeni Türk Harflerinin Kabul Edilmesi (1 Kasım 1928)

Yeni Türk Devleti’nde; Türkçenin kolayca okunup yazılabilmesi için Arap alfabesi yerine, Batılı devlerin de kullandığı Latin alfabesinin kullanılması kararlaştırılmıştır.

NOT:

1928’de Millet Mektepleri açılarak eğitim seferberliğine gidilmiştir. 24 Kasım’da yeni harfleri tanıtan Atatürk’e “Başöğretmen” denmiştir.

Yeni Türk Harflerinin Kabul Edilmesinin Sonuçları

  • Yazı alanında Batılı devletlerle aynı temelde buluşulmuş Avrupa ile bilgi, kültür aktarımı ve iletişim kolaylaştırılmıştır.
  • Okuma yazma oranı ile basılan kitap sayısında büyük artış olmuş ve kültür seviyesi yükselmiştir.

Türk Tarih Kurumu’nun Kurulması (15 Nisan 1931)

  • Osmanlı Devleti’nde “ümmetçi tarih anlayışı” benimsenmiştir. Son dönemlerinde Türk tarihi kısa olarak okutulmaya başlanmışsa da bu bilgiler yeterli olmamıştır.
  • Atatürk, Türk tarihinin bir bütün olarak incelenmesini, milli bilinç ve kültürün geliştirilmesini istemiş bu amaçla 15 Nisan 1931’de “Türk Tarih Kurumu” kurulmuştur.

Türk Dil Kurumu’nun Kurulması (12 Temmuz 1932)

  • Toplum hayatında kullanılan dilin, toplumun gerçek anlamda bağımsızlığının bir göstergesi olduğuna inanan Atatürk, Türk dilinin gelişmesi için Türk Dil Kurumu’nun açılmasını sağlamıştır.
  • Türk Dil Kurumu, yazı dili ile konuşma dilinin aynı olmasını sağlama, Türkçenin öz güzelliği ve zenginliğini ortaya koyarak Türk dilinin dünya üzerindeki saygınlığını artırma, Türkçeyi bilimsel ve ekonomik alanlarda da etkili, zengin bir dil haline getirme amaçlarıyla çalışmalar ortaya koymuştur.

NOT:

Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu, Atatürk’ün milliyetçilik ilkesi doğrultusunda kurulmuştur.

TOPLUMSAL ALANDAKİ İNKILAPLAR

  • Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925),
  • Osmanlı toplumunda önemli bir yer tutan tekke, zaviye ve türbeler zamanla asıl görev ve amaçlarından uzaklaşmış, halkın duygularını sömüren kişilerin eline geçmiştir.
  • Atatürk, toplumun akılcılığına gölge düşüren bu kumların kaldırılmasıyla ilgili; “Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler ve müritler memleketi olamaz. En doğru, en gerçek yol medeniyet yoludur…” demiştir.
  • 30 Kasım 1925’te çıkarılan bir kanunla tekke, zaviye ve türbeler kapatılmış, böylece toplumsal alanda laikleşme adına önemli bir adım atılmıştır.
  • Aynı yasa ile şeyhlik, dervişlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, müritlik, babalık, emirlik ve türbedarlık gibi unvanlar da yasaklanmış, böylece bu tür ayrıcalıklar da kaldırılmıştır.

Kılık – Kıyafet Düzenlenmesi

  • Türk toplumunu her alanda çağdaşlaştırmak isteyen Mustafa Kemal Atatürk, kılık kıyafette de modernleşmek için çalışmalar başlatmıştır.
  • 25 Kasım 1925’te “Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun” kabul edilerek Türk erkeklerinin fes ve benzeri başlıklar yerine, şapka giymesi kararlaştırılmıştır.
  • 3 Aralık 1934’te “Dini Kıyafetler Hakkında Kanun” kabul edilerek din ve mezhep başkanları “ (Diyanet İşleri Başkanı, Rum ve Ermeni Patrikleri ile Yahudi Hahambaşısı) dışındaki kişilerin mabetler ve ayinler dışında dini kıyafetlerle dolaşmaları yasaklanmıştır.
  • Atatürk, Türk kadınının kıyafetiyle ilgili bir çalışma yapmamış ve bu konudaki değişimi doğal akışına bırakmıştır.

Soyadı Kanunu’nun Kabul Edilmesi (21 Haziran 1934)

  • Yeni Türk Devleti’nin ilk yıllarında birçok karışıklığın yaşandığı “soyad” konusunda bir düzenlemenin yapılması toplumsal bir ihtiyaç haline gelmişti.
  • “Soyadı Kanunu” çıkarılarak herkesin soyadı alması kararlaştırılmıştır.
  • TBMM, 24 Kasım 1934’te Mustafa Kemal Paşa’ya “Atatürk” soyadını vermiş ve “Atatürk” soyadını başkaları tarafından kullanılmasını yasaklamıştır.
  • Aynı yıl çıkarılan bir yasayla “Ağa, hacı, hoca, bey, paşa, hanım” gibi unvanlar kaldırılmış, eski Osmanlı yöneticilerinin verdiği nişan ve rütbelerin taşınması yasaklanmıştır.

Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik Yapılması

  • Osmanlı Devleti’nde Hicri Takvimi kullanılmıştır. Tanzimat döneminden itibaren ise Güneş yılı esasına göre düzenlenmiş Rumi Takvim de kullanılmaya başlanmıştır.
  • 1 Ocak 1926’dan itibaren Avrupa’da kullanılmakta olan Miladi Takvim Türkiye’de de kullanılmaya başlanmıştır.
  • 20 Nisan 1928’de uluslararası rakamlar kabul edilmiştir.
  • 1 Nisan 1931’de uzunluk ve ağırlık ölçülerinde de değişiklikler yapılmıştır. Uzunluk ölçüsü olarak arşın (68 cm) ve endazenin (65 cm) yerine metre, ağırlık ölçüsü olarak da okkanın (1283 gr) yerine kilogram kabul edilmiştir.

NOT:

1935’te yapılan düzenleme ile Cuma günü olan hafta sonu tatili, Pazar gününe alınmıştır. Böylece Avrupalılarla resmi ve ekonomik işlerde kolaylık sağlanmıştır.

EKONOMİK ALANDAKİ YENİLİKLER

Ekonomik Alanda Yapılan Düzenlemelerin Amaçları

  • Devletin ekonomik bağımsızlığını sağlayarak ülkede modern sanayi tesisleri kurma,
  • Halkın ihtiyaçları olan okul, yol, su, elektrik ve hastane gibi yatırımları devlet eliyle gerçekleştirme,
  • Ekonomide millileşmeyi gerçekleştirerek yabancı sermayeye bağımlılığı ortadan kaldırma,
  • Halkın yapamadığı iktisadi girişimleri devlet eliyle gerçekleştirme,
  • Sanayi dallarını devlet koruması altına ve girişimci çalışmaları destekleme,
  • Köylünün yeterli miktarda toprak sahibi olmasını sağlama.

İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat 1923)

  • 17 Şubat 1923’te çiftçi, sanayici, tüccar ve işçi kesimlerinden 1135 kişinin katıldığı Kongre’de Misak-ı İktisadi Kararları alınmıştır.
  • Kongrenin açılışında Mustafa Kemal, “Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılamazlarsa, kazanılacak başarılar yaşayamaz, az zamanda söner.” demiştir.

Tarım Alanındaki Düzenlemeler

  • 1925’te Reji İdaresi (tütün tekeli) yabancılardan satın alınmış, çiftçiye kredi vermek için kurulan Ziraat Bankası’nın şube sayısı artırılarak yurt geneline yayılması sağlanmıştır.
  • 17 Şubat 1925’te çıkarılan bir kanunla Aşar Vergisi kaldırılarak yerine Arazi Vergisi konulmuştur.
  • Tarım Kredi Kooperatifleri ve Yüksek Ziraat Enstitüleri kurulmuş, Yurdun çeşitli bölgelerinde örnek devlet çiftlikleri kurulmuş ve tohum ıslah istasyonları açılmıştır.
  • 1939’da topraksız köylüyü toprak sahibi yapmak için yapılan toprak reformundan istenilen sonuç alınamamıştır.

Ticaret ve Sanayi Alanındaki Düzenlemeler

  • Atatürk ticaretin desteklenmesi amacıyla ilk özel banka olan Türkiye İş Bankası’nın kurulmasını sağlamıştır (1924).
  • 1925’te Ticaret ve Sanayi Odaları kurulmuştur.

NOT:

  • Haziran 1930’da Merkez Bankası’nın kurulmasıyla ülkede sermaye akışı denetim altına alınarak piyasa ve finans sektörünün güvenliği sağlanmıştır.
  • 1926’da Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuştur.
  • 28 Mayıs 1927 tarihinde Teşvik-i Sanayi Kanunu kabul edilerek özel teşebbüse destek verilmesi sağlanmıştır.
  • Özel sermayenin gerekli sanayi kuruluşlarını kuramaması sonucu devlet 1933’te “I. Beş Yıllık Sanayi Planı”nı kabul etmiştir.
  • 1934 – 1939 yılları arasını kapsayan I. Beş Yıllık sanayi Planı ile özel teşebbüsün gerçekleştiremediği yatırımlar devlet eliyle yapılamaya başlanmıştır.
  • Sanayicilere kredi vererek, yeni sanayi tesislerinin kurulmasını sağlamak amacıyla 1933’te Sümerbank ve 1935’te Etibank esnaf ve sanatkârın ihtiyacını karşılamak için de 1938’de Halkbankası kurulmuştur.
  • 1935’te Maden Tetkik Arama Enstitüsü kurularak bulunan madenler işletilmeye başlanmıştır.

Ulaşım Alanındaki Düzenlemeler

  • Kabotaj Kanunu (1 Temmuz 1926) ile, Türk sularında taşıma haklarının Türklere ait olduğu ilan edilmiştir. 1 Temmuz günü, günümüzde “Denizcilik Bayramı” olarak kullanılmaktadır.
  • Ekonomide Millileşme Politikası izleyen Türkiye, yabancı şirketlerden işlettikleri demiryollarını satın alarak millileştirmiştir. 1938’e kadar yerli sermaye ile 1360 km yeni demiryolu yapılarak Türkiye’nin birçok bölgesi demiryolu ağlarıyla birleştirilmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir