Karacaoğlan Kısa Hayatı | Edebi Kişiliği

Karacaoğlan kısaca hayatı, Karacaoğlan edebi kişiliği, Karacaoğlan hakkında kısa bilgiler.

KARACAOĞLAN (1606?– 1679)

Karacaoğlan, 17. yüzyıl da yaşadığı sanılan, göçebe Türkmen obalarında yetişmiş bir âşıktır. Âşk temalarının yoğun olarak yer aldığı şiirlerinde halk edebiyatında Türkmen âşıkları geleneğinin ilk ve en büyük temsilcisidir.

Yıllardır sürdürülen araştırmalar sonucunda hayatı hakkında bazı bilgiler bulunmuşsa da doğum ve ölüm yerleri, yaşadığı dönem, asıl adı ve ailesi halen kesin olarak bilinmemektedir.  Ancak Karacaoğlan’ın, Türkmen aşiretleri arasında Çukurova ve Toroslar’da yaşadığı sanılmaktadır. Anadolu’yu, Rumeli’yi ve Orta Doğu’yu dolaşmış, şiirler söylemiştir. Hayatı boyunca tabiatla kucak kucağa yaşamış, ona gönül vermiştir.

Karacaoğlan’ın halk beğenisine uygun ve divan edebiyatı etkisinden uzak şiirleri çabuk yayılmıştır. Bu geniş şöhreti nedeniyle ölümünden sonra gerçek hayatı unutularak adı etrafında efsaneler meydana gelmiştir. Çağdaşları olan Bayburtlu Zihni, Dertli ve Seyrani de Karacaoğlan’ın izleri görülür.

Sayısız inceleme ve tanıtma kitabına konu olan Karacaoğlan’ın şiirlerini ilk kez Sadettin Nüzhet Ergun, 1927’de “Karacaoğlan” adıyla derleyip yayımlar.

EDEBİ KİŞİLİĞİ | SANAT ANLAYIŞI

  • Halk edebiyatı sanatçıları içerisinde en hislisi olan Karacaoğlan; aşk, sevgi, gurbet, ayrılık, özlem, doğa ve ölüm temalarını şiirlerinde bolca işlemiştir.
  • Halk şiirinin geleneksel yarım uyak düzenini ve yer yer redifi kullanmıştır. Hece ölçüsünün 11’li ve 8’li kalıplarıyla şiirler söylemiştir.
  • Süsten ve özentiden uzak, bütün şiirlerini halk Türkçesiyle söylemiştir.
  • Şiirlerinde coşkun bir lirizm, doğal bir içtenlik vardır.
  • Şiirlerinde, yaşadığı dönemin önemli siyasi ve sosyal olaylarına da yer vermiştir.
  • Koşma, semai ve varsağı türlerinde eser vermiştir. Varsağı türünün kurucusu kabul edilen şair asıl ününü, gördüğü ve âşık olduğu güzeller için yazdığı güzellemeleriyle kazanmıştır. Bir de Nemçe Destanı adında epik şiiri vardır.
  • Hayali sevgilerin peşinde koşmamış, gerçek sevgiliyi eserlerinde işlemiştir.
  • Divan edebiyatı ve tasavvufla ilgilenmiştir. Aruzu kullanmamış, dini temaları eserlerinde işlememiştir.
  • Elinde sazı, dilinde sözüyle köy köy, diyar diyar dolaşarak insan ve yeryüzü güzelliklerini şiirlerinde anlatmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir