Paragrafta Anlatım Teknikleri | Biçimleri Konu Anlatımı

Paragrafta anlatım teknikleri (biçimleri) konu anlatımı. Paragrafta anlatım teknikleri örnek soru çözümleri.   

PARAGRAFTA ANLATIM BİÇİMLERİ | TEKNİKLERİ

Her paragraf belirli bir konuda verilmek istenen iletiyi içerir. Yazarın vermek istediği iletiye ve yazı türüne göre çeşitli anlatım biçimleri geliştirilmiştir. Geliştirilen bu biçimler, iletinin en etkili biçimde verilmesini sağlar.

Bir olay, hikâye tartışmacı bir biçimde sunulamaz. Bu tür bir anlatıda, öyküleyici anlatım tekniği kullanılır.

Paragrafta anlatım teknikleri:

  • Açıklayıcı Anlatım
  • Öyküleyici Anlatım
  • Betimleyici Anlatım
  • Tartışmacı Anlatım

1-) AÇIKLAYICI ANLATIM

Bu tekniği kullanan yazarın amacı okuyucuyu bilgilendirmektir. Makale, deneme gibi yazılarda; tarih, coğrafya, gibi derslerde bu teknik kullanılır. Genelde öğretici metinlerde bu teknik kullanılır. Yazar okuyucuya aktarır. Onu bilgilendirir.

Açıklayıcı anlatımda tanımlardan, örneklerden ve karşılaştırmalardan yararlanılır.

Örnek:

Bu sözcük Yunanca “tragoidia’dan” gelir; tragos (keçi) ve oidie (türkü) sözcüklerinin birleşmesiyle “keçilerin türküsü” anlamında kullanılır. Dionysos adına yapılan şenliklerde koro, Tanrının ona bağlı kölelerini simgeliyordu. Tanrının çevresinde hep doğanın yabancı güçlerini temsil eden teke ayaklı satyrler bulunduğu için ilk başlarda, koro da satyrlerin biçimine giriyordu; ilk dönemlerde, korodaki oyuncular teke derileri (tragoi) giyerek oyun alanına çıkıyorlardı. Tragedyanın türü de “tragos’ların” şarkılarından doğdu. Tragedyanın konu kaynağı efsanelerdi.

Çözüm:

Bu parçada “trajedi” kavramı hakkında açıklayıcı bilgiler verilmiştir.

Örnek:

Zambak, birçeneklilerin zambakgiller ailesinden bir bitkidir. Zambakların taç yaprakları sarı, kırmızı, turuncu gibi sıcak renklidir ve üstlerinde siyah çizgi ya da lekeler bulunur. Zambaklar soğanlı çiçeklerdendir ve bazıları dallanma noktalarının kutluk altlarında ortaya çıkan çok sayıda soğancıklarla çoğalırlar. Zambağın büyük olan ve olgunlaştığında altın sarısı çiçek tozlarını yayan erkek organları çiçeği daha da gösterişli kılar. Liliales ya da liliflorae takımının örnek türü olan lilium cinsi bitki bilimsel açıdan çok iyi tanımlanmıştır ama bu terim benzerlik gösteren daha başka bitkiler için de ortak ad kullanılmaktadır.

Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?

A-) Açıklama    B-) Betimleme

C-) Tartışma      D-) Öyküleme

E-) Tanımlama

Çözüm:

Parçanın anlatımında açıklayıcı anlatımdan yararlanılmıştır. Zambak çiçeği hakkında açıklayıcı bilgiler verilmiştir.

Cevap A

2-) TARTIŞMACI ANLATIM

Herhangi bir konuda bir görüş, bir tez öne sürmek, bir görüşü ya da düşünceyi destekleyip savunmak ya da yerleşik bir kanıyı eleştirip çürütmek amacıyla hazırlanır. Makale, deneme, fıkra ve röportaj türlerinde kullanılır.

Yazar bu anlatım tekniğinde tanımlama, tanık gösterme, sayısal verilerden yararlanma, benzetme gibi düşünceyi geliştirme yollarından faydalanabilir.

Örnek:

Sadece “gerçek” sanatçılar oynar, diğerleri rol yapar. Oynamak ile rol yapmak arasında bir ayrım yokmuş gibi düşünülebilir, biz böyle bir ayrımı öngörerek devam edeceğiz. Yaygın kullanımda bile “rol yapmak” olumsuz bir anlamla ifadesini bulur. Oynamak ise daha çok bir uğraşın icrasını bildirir. Rol yapmak; tabii davranmamak, “miş gibi” yapmak, başka kimlikleri taklit etmek, yapmacıklık vb. gibi anlamlar taşır. Sanatçı da başkasını canlandırır, kendisini değil, diyebilirsiniz. Şu farkla, sanatçı canlandırdığı karaktere bürünür, âdeta o olur. O an onu ne anlayabilirsiniz karakterinden ne kendisi. Çünkü o oynar. Oysa rol yapan ayan beyan ortadadır, onu tanımlayabilir, ayırabilirsiniz. Hatta yapmacıklarını hemen fark edersiniz.

Çözüm:

Yukarıda verilen cümlede yazar kendi tezini savunmakta ve bu teze uygun görüş ve düşüncelerini sıralamaktadır. … düşünebilir, … kendisi değil diye bilirsiniz, şu farkla… gibi ifadeler tartışma üslubunu ortaya koyar.

Örnek:

Edebiyatın akıl bir üretim olduğu öne sürülemez. İmge ve imgelem akılla bağdaşabilir de bağdaşmaya bilir de. Rimbaud’nun aklı kullanışı ile Baudelaire’in aklı kullanışı farklıdır elbet. Ama bu olgu, onların düşlemsel ögelerinin akılla hiçbir ilişkisini olmadığını göstermez. Joyce’un, Kafka’nın, Beckeet’in tümüyle akıl dışı olduklarını söyleyebilir miyiz? Ya da Dostayevski’nin imgelemenin akıl dışı olduğunu? İmgelem ve düşlem de toplumsal olarak üretilir ve algılanır. Dolayısıyla insan toplumsal ilişki içinde konumlar kendini.

Bu parçada aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisi ağır basmaktadır?

A-) Tartışma     B-) Karşılaştırma

C-) Öyküleme   D-) Tanımlama

E-) Örneklendirme

Çözüm:

Parçada yazar edebiyatta düşsel ögelerin kullanılmasına rağmen onun akıl dışı bir üretim olmadığını savunmakta, okuyucunun düşüncelerini değiştirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca yazar okuyucuyla konuşuyormuş gibi yazmakta, sorular sorup cevaplar vermektedir. Bu açıklamanın ışığında parçanın anlatımında B, C, D ve E’dekilerden herhangi birinin değil, A seçeneğindeki “tartışma” nın ağır bastığı görülmektedir.

3-) ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM

Okuyucuyu bir olay içinde yaşatmaya yönelik anlatım biçimdir. Öyküde olay kadar zaman, mekân, kişiler de önemlidir. Ancak öyküleme tekniğini yakalamakta dikkat edeceğimiz ve üzerinde duracağımız unsur “olay” olmalıdır. Paragrafın giriş cümlesinde bir olay verilmişse diğer cümlelerde bu olay devam ettirilmelidir.

Örnek: Son birkaç ayı uykuya dargın geçirmişti. İstese de uyuyamıyor, saatlerini çalışma masasının başında geçiriyor ve ömründe ilk defa derdini paylaşabileceği, şimdiye kadar edinmeye fırsatı olmadığı ailesinin eksikliğini duyuyordu. Hiç var olmamış olana duyulan bu özlemi en çok, bir iki saatten fazla sürmeyen ve genelde bir kabusla noktalanan uykularından uyanınca yaşıyor, hiçbir şey söylemeden onu avutabilecek bakışları görebilmek için gayriihtiyari başını çevirip yanına bakıyordu.

Çözüm:

Bu parçada olayların art arda ve oluş sırasına göre verildiğini görüyoruz. Parçada öyküleme tekniğinden faydalanılmıştır.

Örnek:

Hasan Bey’in bu akşam tersliği üstündeydi. Kahveye selamsız sabahsız daldı. Kâğıda sarılı kahveyi yeleğinin cebinden çıkardı. Ocakçı Dursun’a uzattı. Kahveyi cezveye koyuncaya kadar da başında bekledi. Dursun çok kızdı başında beklemesine. İçinden, “Ulan, ben senin kahveni yürütecek olduktan sonra ne yapar yapar yürütürüm.” Diye geçirdi. Ama yürütmedi, cezvenin dibindekine razı oldu. Hasan Bey, kahvesinden bir yudum çekti: “Ulan Dursun, hani bunun köpüğü?” diye seslendi. Oysa Dursun, kahveyi köpüklü yerinden değil, telvesinden yürütmüştü.

Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

A-) Açıklama       B-) Öyküleme

C-) Tartışma        D-) Tanımlama

E-) Betimleme

Çözüm:

Parçada; Hasan Bey’in tersliğinin üstünde olduğundan, kahveye gittiğinden ve Dursun’a kızmasından bahsetmiştir. Yani parçada hareketlilik söz konusudur. Bu yüzden bu parçanın anlatım biçimi öykülemedir. Yani cevap B şıkkı olan öyküleme’dir.

4-) BETİMLEYİCİ ANLATIM

En kısa şekliyle resim çizmektir. Herhangi bir şeyin göz önünde canlandırılması, zihinde şekillendirilmesi amacıyla yapılan anlatımdır.

Varlıkların ayırıcı yönleri ortaya konulurken sıfatlardan yararlanılarak okuyucuda izlenim uyandırılmaya çalışılır.

Nesnel ve izlenimci olmak üzere iki tür betimleme vardır.

Nesnel (açıklayıcı) betimleme, bir fotoğraf gerçekçiliği ile betimlenen şeyin yalnızca görünen ayrıntılarını belli bir düzen içinde anlatmaktır.

İzlenimsel (sanatsal) betimleme, betimlenen şeyin yazarın duyguları üzerinde bıraktığı etkiyi de anlatmasıdır.

Bir doğa manzarasından bir kent ya da kasabaya, bir mahalleden bir sokak veya eve, bir hayvan ve bitkiden bir eşyaya kadar her şeyin betimlemesi yapılabilir.

Portre, insanın fiziksel veya ruhsal yapısının betimlenmesidir.

Betimleyici anlatımda;

  • Gözlem hâkimdir. (Görsellik söz konusudur.)
  • İç veya dış özelliklerin, ortaya konularak anlatılanın okuyucunun gözünde canlandırılması esastır.
  • Varlıkların ayırıcı özelliklerini sözcüklerle resimlendirmek gerekir.
  • Öznel veya nesnel ifadeler olabilir.
  • Sıfatlar ve benzetmeler bolca kullanılır ve bunlar betimlemeyi canlı kılar.

Örnek: Bafa Gölü (Latmos), Büyük Menderes Deltası’nın güneydoğusunda yer alan, çok hafif tuzlu bir göldür. Maksimum alan 6708 hektardır. Menderes Ovası’na açılan batısı dışında, orman ve makiliklerle kaplı dağlarla çevrilidir. Gölü besleyen en önemli kaynak taşkın dönemindeki Büyük Menderes Nehri sularıdır. Bunun dışında birkaç dere ve kaynak da göle karışır. 1985 yılında gölü nehirden ayıran bir set inşa edilmiştir. Gölün su seviyesi genelde 1-2 metrede seyreder, en derin yeri 25 metredir. Muğla’nın Milas ilçesi sınırları içerisinde yer alan Bafa (Latmos) Gölü’nün şimdiki Söke Ovası, antik zamanda 2000 yıl kadar önce deniz olduğu söylenir. Ve bugünkü mevkide büyük bir körfezden olduğundan bahsediliyor.

Çözüm:

Bu parçada Bafa Gölü hakkında nesnel verilerle açıklayıcı betimleme yapılmıştır. Kişisel görüşlere yer verilmemiştir.

Örnek:

Aradaki ikinci günümde ise ülkenin kırsal kesimine yolculuk yaptım. Yüksek dağlar, Mangrov Ormanları, muz ağaçları, palmiyeler… Adaya özgü 1500’den fazla bitki türü çevreyi zümrüt yeşiline boyamıştı. Yağmur Ormanlarının arasında yer alan köyler ve kasabalarda ise yoksul bir yaşam göze çarpıyordu. Küçücük teneke evlere, kalabalık aileler sığışmaya çalışıyorlardı. İplerde asılı yıpranmış çamaşırlar, yoksulluğun diğer bir göstergesiydi. Uzun bir yolculuktan sonra ulaşabildiğim kakao plantasyonları, güneşin giremediği yağmur ormanlarını arındırıyordu.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A-) Betimleme      B-) Tartışma

C-) Açıklama          D-) Öyküleme

E-) Karşılaştırma

Çözüm:

Parçanın anlatımında “Ada”ya ait özellikler anlatılırken izlenimlerden yararlanılmış, betimleyici anlatıma başvurulmuştur. Cevap A’dır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir