Edebi Akımlar Nelerdir? | Özellikleri

Edebiyat (edebi) akımları nelerdir? Edebiyat akımlarının özellikleri nelerdir?

KLASİSİZM (KURALCILIK)

  • yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan akımın kurucusu Boileau’dur.
  • Akıma göre önemli olan akıl ve sağduyudur. İnsanların duygu ve hayalleri akla uygun bir şekilde eserlere aktarılmalıdır. Bu sebeple akla yatkın olmayan hiçbir duygu ve düşünceye eserlerde yer verilmez.
  • Bu akımın sanatçıları “Sanat sanat içindir.” düşüncesiyle eserlerini oluşturmuşlardır.
  • Konuları tarih ve mitolojiden seçerek din dışı temalarda eserler verdiler. Özellikle de Eski Yunan ve Latin edebiyatı, mitolojileri onlara esin kaynağı olmuş
  • Anlatımda kusursuzluk amaçlanmıştır. Anlatılana (içeriğe) değil, anlatış biçimine (üsluba) önem verdiler.
  • Şekilci ve kuralcıdırlar. Bunun için tiyatroya üç birlik kuralını -yer, zaman, olay birlikteliğini- getirmişlerdir.
  • Tiyatro ve şiir alanında gelişmiştir. Tiyatronun da özellikle tragedya (trajedi) türü kullanılmıştır.
  • Eserlerde günlük yaşamda karşılaşacağımız, sıradan insanlara yer verilmemiş; seçkin ve soylu kişiler kahraman olarak seçilmiştir.
  • Soylulara özgü bir dil kullanılmış, kaba saba, çirkin sözler ve seyircide korku uyandıracak olaylar sahnede canlandırılmamıştır.
  • Sanatçılar, eserlerde kendi duygu ve düşüncelerine yer vermemiş, kişiliklerini gizlemişlerdir.
  • Doğa betimlemelerinden uzak durarak insanın iç doğasına yönelmişlerdir. İnsanların aynı şartlar altında aynı duyguları yaşayacağı düşüncesiyle tek tip değişmez tipler oluşturmuşlardır.

TEMSİLCİLERİ

Batı’daki Temsilcileri

Boileau, Bossuet, Fenelon, Moliere, Racine, Corneille, La Fontaine, La Bruyere, Madam La Fayette, La Rochefoucauld

Edebiyatımızdaki Temsilcileri

Şinasi (Şair Evlenmesi tiyatrosu), Yusuf Kâmil Paşa (Fenelon’dan yaptığı Telemak çevirisi), Ahmet Vefik Paşa (Moliere’den yaptığı tiyatro çevirileri)

ROMANTİZM (COŞUMCULUK)

  • yüzyılda klasisizme tepki olarak doğmuştur.
  • Victor Hugo Cromwell adlı eserinin ön sözünde ilk kez romantizmin kurallarını belirtmiş, Hernani adlı oyunuyla da başarılı bir şekilde uygulamıştır.
  • “Sanat toplum içindir.” düşüncesi hâkimdir.
  • Romantizm akımını benimseyen sanatçılar klasisizmdeki akıl ve sağduyunun yerine duygu ve hayalleri ön plana çıkarmıştır. Bu sebeple de eserlerinde kişiliklerini gizlemezler.
  • Klasisizmde seçkinler, soylular ve onlara ait dil kullanılırken romantizmde sıradan insanlar ve onların kullanmış oldukları günlük konuşma dili yer alır.
  • Olayların tesadüflere dayandığı eserlerde iyi-kötü çatışması sıkça yer alır. Eserlerdeki kahramanlar tek yönlüdür. İyiler hep iyi, kötüler de daima kötüdür.
  • Konularını Yunan ve Latin mitolojisinden almak yerine ulusal tarihten almıştır. Klasiklerce önemsiz görülen dinî temalara eserlerde yer verilmiş ve Hristiyanlık mucizeleri işlenmiştir. Eserlerde vazgeçilmez tema aşktır.
  • İnsan doğası yerine gerçek doğa tasvirleri bolca işlenmiştir.
  • İlkin tiyatro alanında eserler yazılmış ancak üç birlik kuralı kaldırılmıştır. Trajedi ve komediyi kuralcı buldukları için dram türünü geliştirmişlerdir.
  • Romantizm akımı ise asıl gelişimini roman alanında sürdürmüştür.

TEMSİLCİLERİ

BATI’DAKİ TEMSİLCİLERİ

Victor Hugo, J. J. Rousseau, Goethe, Schiller, Diderot, Lamartine, A. Dumas Pere, Alfred de Musset, Voltaire, Lord Byron, Chateaubriand, Shakespeare

EDEBİYATIMIZDAKİ TEMSİLCİLERİ

Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi

REALİZM (GERÇEKÇİLİK)

  • yüzyılda pozitivist felsefeden etkilenerek romantizmin aşırı duygucu ve hayalci anlayışına tepki olarak doğmuştur.
  • Gustave Flaubert in 1957 yılında yazdığı Madam Bovary adlı romanla realizm, romantizme karşı üstünlüğü ele geçirmiştir.
  • Okura bir şeyleri öğretme ve onları eğitme gibi bir amaçları yoktur. “Sanat için sanat” anlayışına sahiptirler.
  • Gerçeği gözlem yoluyla fotoğraf makinesi ya da ayna gibi olduğu şekliyle anlatmak istemişlerdir.
  • Çevre tasvirleri önemli görülerek kişiyi ve içinde yer aldıkları çevreyi tasvir yoluna gitmişlerdir.
  • Romantizmdeki gibi iyiler iyi kötüler kötü değildir. İnsanlar iyi ve kötü yönleriyle anlatılmıştır. Gerçek hayatı anlatma amacı olduğu için eserlerde sıradan, günlük yaşamda karşımıza çıkabilecek kişi ve olaylara yer verilmiştir.
  • Anlatımda kişiliklerini gizlemişlerdir. Duygularını olaylara katmamışlar, rastlantılardan ve olağanüstülüklerden sıyrılarak gerçeği anlatmışlardır.
  • Biçim güzelliğine önem vermişler ancak aşırı özentili ve süslü anlatımdan uzak durmuşlardır.
  • Realizm daha çok roman ve hikâye alanında gelişmiştir.

TEMSİLCİLERİ

Batı’daki Temsilcileri

Gustave Flaubert, Balzac, Stendhal, Tolstoy, Dostoyevski, Anton Çehov, Turgenyev, Gogol, Gorki, Daniel Defoe, Hemingway, Jack London, Charles Dickens

Edebiyatımızdaki Temsilcileri

Recaizade Mahmut Ekrem, Samipaşazade Sezai, Nabizade Nazım, Halit Ziya Uşaklıgil Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Memduh Şevket Esendal, Reşat Nuri Güntekin, Sait Faik Abasıyanık

NATÜRALİZM (DOĞALCILIK)

  • yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan natüralizmi realizmin ileri bir aşaması olarak adlandırabiliriz.
  • Eserler “Sanat sanat içindir.” düşüncesiyle oluşturulmuştur.
  • Fransız yazar Emile Zola bu akımın kurucusudur. Akıma ait düşüncelerini 20 ciltlik Deneysel Roman adlı eserinde açıklamıştır.
  • Neden-sonuç ilkesine bağlı olan determinizmin “Doğa aynı şartlar altında aynı sonuçları verir.” düşüncesini esas almışlardır.
  • Sanatı bilimle ilişkilendirerek insanları çevre ve soya çekim (genetik) özellikleriyle laboratuvar titizliğinde incelemişlerdir.
  • Sanatçılar kişiliklerini gizleyerek gözleme ve gerçekçi tasvirlere bolca yer vermişler, yazdıklarını belgelere dayandırmışlardır.
  • Hayatı olduğu gibi iyi ve kötü yönleriyle anlatmışlardır. Bu sebeple eserlerde üslup kaygısı yaşanmadan ahlaka aykırı, argo, kaba saba sözler apaçık verilmiştir.
  • Çirkinlikleri ve toplum dışına itilmiş kişileri (fakirler, hırsızlar, sarhoşlar) anlatmak istediklerinden eserlerde karamsar hava hâkimdir.
  • Romanda etkilidirler ve deneysel roman türünü edebiyata sokmuşlardır.

TEMSİLCİLERİ

Batl’daki Temsilcileri

Emile Zola, Maupassant, Alphonse Daudet, Goncourt Kardeşler, John Steinbeck, Henrik İbsen

Edebiyatımızdaki Temsilcileri

Nabizade Nazım, Beşir Fuat, Hüseyin Rahmi Gürpınar (Eserlerinde topluma ait eleştiriye yer vermesi natüralizmden uzaklaştırır.)

PARNASİZM (ŞİİRDE GERÇEKÇİLİK)

  • Realizm akımının şiire yansımış şeklidir.
  • Şiirde gerçekçiliği savunan parnasizm, romantizmin duygusal ve hayalperest anlayışına tepki olarak doğmuştur.
  • Parnasizm adını ise 1866’da Fransa’da çıkan ve Çağdaş Parnas anlamına gelen “Parnasse Comtemporein” dergisinden almıştır. Parnas ayrıca Yunanistan’da dokuz güzel sanat tanrıçasının yaşadığına inanılan mitolojik dağın adıdır.
  • “Sanat için sanat” düşüncesi hâkimdir.
  • Şekilcidirler ve bu sebeple şiirde nesnel betimlemeleri sıkça kullanarak şiiri resme yaklaştırmışlardır. Mısraların, sözcüklerin dizilişini, seslerin uyumundan doğan ritmi önemli gördükleri için ölçü ve uyağa çok önem vermişlerdir.
  • Gereksiz sözcük kullanmaktan kaçınarak açık yalın bir dille şiirlerini yazmışlardır.
  • Felsefî, bilimsel konulara ağırlık verirler. Konularını da hayranlık duydukları Eski Yunan mitolojisinden alırlar. Bu yönleriyle klasisizme benzerler.
  • Kişiliklerini gizleyen parnasyenler şiirlerini daha çok sone nazım şekliyle oluşturmuşlardır.

TEMSİLCİLERİ

Batı’daki Temsilcileri

Teophile Gautier, Theodore de Banville, Leconte de Lisle, J. Maria de Heredia, François Copee, Sully Prudhomme

Edebiyatımızdaki Temsilcileri

Cenap Şahabettin, Tevfik Fikret, Yahya Kemal

SEMBOLİZM (SİMGECİLİK)

  • yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan sembolizm realizm ve onun uzantıları olan parnasizm ile natüralizme tepki olarak doğmuştur.
  • Akımın sanat anlayışını Fransız şair Baudelaire ortaya koymuştur.
  • Sembolistler, kişiliklerini gizleyerek “Sanat için sanat” düşüncesiyle yazmışlardır.
  • Sembolizme göre şiir bir şeyleri anlamak için yazılmaz. Şiir düşüncelere değil duygulara seslenmelidir.
  • Dış dünyayı aynen olduğu gibi anlatmak yerine, sembollerle çevrenin insan üzerindeki etkilerini anlatmak istemişlerdir.
  • Sembolistlerin en belirgin özelliklerinden biri de karamsarlıktır. Gerçeklerden kaçarak hayallere sığınmışlar, gerçeği -çirkinlikleri- hayal yardımıyla güzelleştirmeyi amaçlamışlardır.
  • Sembolist sanatçılar sararmış yaprakları, durgun göl sularına vuran akşamın kızıllığını, alaca karanlık havaları, ay ışığını, kimsesizlik ve ölümü şiirlerinde sıkça kullanmışlardır.
  • Şiiri, mûsikî ile söz arasında daha ziyade mûsikîye yakın görerek müziği, şiir için vazgeçilmez unsur hâline getirdiler. Hatta müziği şiirin amacı hâline dönüştürdüler.
  • Açık bir anlatım yerine anlam kapalılığını tercih ederek yoruma dayalı, mecazlar ve söz sanatlarıyla oluşturulmuş şiirlerle dili ağır, yoğun hâle getirdiler.
  • Ölçü, kafiye gibi dış ahenk unsurlarını gereksiz görüp yine de şairin isteğine bırakarak sone, terza-rima, mensur şiir ve daha çok da serbest şiir yazmışlardır. Şiir haricinde tiyatroyu da kullanmışlardır.

TEMSİLCİLERİ

Batı’daki Temsilcileri

Baudelaire, Paul Valery, Mallarme, Rimbaud, Verlaine, Edgar Allan Poe

Edebiyatımızdaki Temsilcileri

Cenap Şahabettin, Ahmet Haşim, Ahmet Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl Kısakürek, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas

EMPRESYONİZM (İZLENİMCİLİK)

  • yüzyılın sonlarında Fransa’da doğmuştur.
  • Önceleri resim alanında kendini gösteren bu akım daha sonra edebiyatı etkilemiştir.
  • “Sanat sanat içindir.” düşüncesi hâkimdir.
  • Kişisel yorumun ön plana çıktığı ve şiirde öznellik olarak adlandırılan izlenimcilik, sanatçının kendi iç dünyasını anlatma çabasıdır.
  • Tabiatın, edinilmiş izlenimler ölçüsünde aktarılması görüşündedirler.
  • Sanatçı eserini oluştururken özgür hareket etmelidir düşüncesinde olduklarından ölçü, uyak gibi unsurları önemsemezler.
  • Sembolizm akımıyla birlikte sürrealizme zemin hazırlayan akımın sembolizmden farkı nesnelere yeni anlam yüklememesidir.

TEMSİLCİLERİ

Batı’daki Temsilcileri

Monet, Sisley, Cezanne, Rimbaud, Verlaine, Hopkins, Rilke, J. Joyce, S. Beckett

E0ebiyatımızdaki Temsilci

Ahmet Haşim

EKSPRESYONİZM (DIŞA VURMCULUK)

  • Empresyonizm akımına tepki olarak doğmuştur.
  • Sanatçının hissettiklerini sezgilerini kısacası içindekileri dışa vurma hareketidir.
  • İnsanın içsel yaşantısının kişisel bir bakış açısıyla aktarılmasına dayalı bir akımdır. Bunu yaparken de iç gözlem üzerinde yoğunlaşırlar.
  • Akıl ve iradenin kontrolünden sıyrılarak iç gözlem yoluyla çevrede gördükleri anlamsızlıkları anlamlı kılmayı amaçlamışlardır.
  • Önceleri resim alanında gelişmiştir. Renk seçimlerinde aklın kontrolünden uzaklaşarak garip çizgiler ve biçimsiz şekillerle ruh dünyalarında yer alan özleri dışarı vurmaya çalışmışlardır. Amaçları ruhsal haykırışla insanları sarsarak insanların kendilerine gelmelerine yardımcı olmaktır.

TEMSİLCİLERİ

Batı’daki Temsilcileri

Franz Kafka, James Joyce, Eliot, O’neill

Edebiyatımızdaki Temsilcileri

Bizde bu akımdan etkilenen sanatçı yoktur.

KÜBİZM

  • Empresyonizme tepki olarak 20. yüzyılın başlarında İspanyol ressam Picasso tarafından başlatılmıştır.
  • Kübizmi savunan sanatçılar empresyonizmdeki duygunun sanata ve akla engel olduğunu belirterek düşünce temeline dayanan bu akımı geliştirdiler.
  • Kübik şekilleri ön plana çıkararak görünenle görünmeyeni vermeye çalışmışlardır.
  • Apollinaire ile edebiyatta etkilerini gösteren kübizm edebiyata bir canlılık katmayı amaçlamış ve farklı yerlerde olan olayları aynı zamanda gerçekleşmiş gibi anlatmıştır.
  • İç dünya ile dış dünyayı buluşturan kübizm şiir alanında gelişmiştir. Anlaşılması güç olan kübist şiirlerde cümle yapısı bozuktur ve noktalama işaretlerine de yer verilmez.

TEMSİLCİLERİ

Batı’daki Temsilcileri

Pablo Picasso, Apollinaire, Jean Cocteau, Andre Saimon, Max Jacob

Edebiyatımızdaki Temsilcileri

Bizde bu akımdan etkilenen sanatçı yoktur.

FÜTÜRİZM (GELECEKÇİLİK)

  • 1909 yılında İtalyan sanatçı Marinetti tarafından başlatılan bir akımdır, la Figaro gazetesinde yayımlanan bir beyanname ile sanat anlayışlarını dile getirmişlerdir.
  • Kübizm ve sembolizme karşıdırlar. Aslında geçmişten gelen sanat anlayışlarını terk ederek geleceğe yönelme düşüncesindedirler. Bu sebeple ölçü, kafiye, nazım şekilleri şiirden uzaklaştırılmış; serbest şiir anlayışı getirilmiştir.
  • Buhar gücüyle hızlı çalışan makineler, işleyen çarkların çıkardığı sesler, fabrika gürültüleri şiirlere konu olmuştur.
  • Bir eserin başyapıt olabilmesi işin saldırgan yapılı olması gerektiğini savundular.
  • Hız cesaret, başkaldırıyı ise şiirin temel unsuru olarak gördüler.

TEMSİLCİLERİ

Batı’daki Temsilcileri

Marinetti, Mayakovski, Pasternak

Edebiyatımızdaki Temsilci

Nâzım Hikmet Ran

DADAİZM (KURALSIZLIK)

  • 1916 yılında İtalyan şair Tristan Tzara tarafından İsviçre’de kurulmuştur.
  • Fransızca yazılmış “Larousse Sözlüğü”nden rastgele bir sayfayı açarak oyuncak tahta at anlamına gelen dada kelimesini akımlarına isim olarak vermişlerdir.
  • Bu akımın ortaya çıktığı yıllarda I. Dünya Savaşı ve diğer savaşlar vardı. İnsanların savaşlarda ölmesi onların geleceğe karşı kuşkulu bir şekilde bakmalarına, karamsar ve umutsuz olmalarına sebep olmuştur.
  • Sisteme karşı bir isyan olan Dadaizm, insanların kurdukları medeniyetin insanları yok etmesine karşıdır.
  • Kuralsızlığı kural edinen Dadaizm/ kendisinden önce var olan geleneğe, ölçü, kafiye gibi kurallara karşı çıkarak geçmişi bütünüyle reddetmiştir.
  • Her şeye kuşkuyla bakan dadaistlere göre aklın hiçbir önemi yoktur.
  • Sözcükleri anlamlarının dışında kullanarak insanları şaşırtmak hevesindedirler.
  • Sanat kurallarını yıkarak kalıcı olacaklarını düşünmektedirler. Dadaizm, çok fazla taraftar bulamadan kısa sürede yerini sürrealizme bırakmıştır.

TEMSİLCİLERİ

Batıdaki Temsilcileri

Tristan Tzara, Francis Picabra, Paul Eluard, Luis Aragon, Marcel Janco, Emmy Hennings, Jean Arp, Richard Hülsenbeck

Edebiyatımızdaki Temsilcileri

Bizde bu akımdan etkilenen sanatçı yoktur.

SÜRREALİZM (GERÇEKÜSTÜCÜLÜK)

  • 1924 yılında Fransız şair Andre Breton tarafından akımın kuralları ortaya j konulmuştur.
  • Sigmund Freud’un psikanalizm kuramına dayanır. Bu kurama göre bilinç bir buzul dağına benzer. Bilincin görünen kısmının haricinde çeşitli sebeplerle (toplum, ahlak, din) bastırılmış görünmeyen daha büyük kısmı yani bilinçaltı vardır. Sürrealist sanatçılar için de önemli olan bilinçaltının (şuuraltı) açığa çıkarılmasıdır. Bunun için en uygun zamanlar aklın, iradenin kontrolünü yitirdiği anlardır. Ateşli hastalıklar, sarhoşluk, rüyalar, oyunlar, hipnoz, bilinçaltının açığa çıktığı anlardır. Bu nedenle sürrealistler anları önemsemişlerdir. Serbest çağrışım ve otomatik yazma yöntemlerini benimsemişlerdir.
  • Kendileri haricindeki bütün gelenek, görenek ve edebî akımlara karşı çıkmışlardır.
  • Anlaşılır bir üslûbu tercih etmemişler ve duyguların akışını kesintiye uğrattığı gerekçesiyle de noktalama işaretlerini kullanmamışlardır.
  • Mizahî unsurları ve yergiyi bolca kullanmışlardır.

TEMSİLCİLERİ

Batıdaki Temsilcileri

Andre Breton, Paul Eluard, Louis Aragon,

Edebiyatımızdaki Temsilcileri

I. Yeniciler (Garipçiler) ve bazı II. Yeniciler

EGZİSTANSİYALİZM (VAROLUŞÇULUK)

  • Fransız yazar Jean Paul Sartre tarafından II. Dünya Savaşı yıllarında edebi-yata uyarlanmış felsefî bir akımdır.
  • “Ben kimim ?” sorusuna cevap arayan insanın kendini bulma ve kendi benliğini çözümleme arzusundan doğmuştur.
  • Descartes’in “Düşünüyorum, öyleyse varım.” düşüncesine dayanan egzistansiyalizmde varlık önce doğar sonra kendi benliğini kendi oluşturur. Bu amaçla varoluşçulara göre insan bir devinim içerisinde olmalı, düşünceden harekete geçmeli ve böylelikle kendini özgürlüğüne ulaştırmalıdır.
  • Varoluşa engel olan tüm değerlere karşıdırlar. Olayların değil, durumların işlendiği, merak duygusunun en aza indirildiği eserlerde bunalım havası vardır. Üslupçu değildirler.
  • İnsanların yaşadıkları bunalımları, filozof bakışıyla yansıtmaya çalışmışlar ve felsefî romanı edebiyata kazandırmışlardır.

TEMSİLCİLERİ

Batı’daki Temsilcileri

Andre Gide, Jean Paul Sartre, Albert Camus, Franz Kafka, Nietzsche, Simon de Beauvoir

Edebiyatımızdaki Temsilcileri

Yusuf Atılgan, Edip Cansever

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir