Hayatımızda Kimya Konu Anlatımı

9. Sınıf hayatımızda kimya konu anlatımı.

Temizlik Maddeleri

İnsanların en temek ihtiyaçlarında biri temizliktir. İnsanlar temizlik yapabilmek için uzun süre deneme yanılma yoluyla bazı maddeleri keşfetmiştir. Sabun ve deterjanların insanların kullandığı temizlik maddelerdir.

Deterjanlar

Deterjan, sabun gibi temizleme özelliği olan maddedir. Deterjan yağ asitlerinden değil, petrol ürünlerinden elde edilir. Deterjanların en önemli özelliği sert sularda da köpürmesi ve temizleme yapmasıdır. Deterjanlar yapay olarak elde edilen karbon sayısı 10 ile 14 arasındaki alkollerin sülfatlarının sodyum tuzlarıdır. C12H25OSO3Na

deterjan

Sabunlar

Bitkisel veya hayvansal yağ moleküllerinin hidrolizi ile elde edilen çok karbonlu (C12C18) yağ asitlerinin NaOH veya KOH ile tepkimesiyle oluşan tuzlara Sabun denir. Sabunlar doğada parçalandığı için çevre kirliliği oluşturmazlar.

Sabunlaşma tepkimesi:

sabunlaşma tepkimesi

Oluşan sabun molekülünün açık formülü aşağıda verilmiştir.

sabunlaşma tepkimesi

arap sabunu

Sabun ve Deterjanın Kiri Temizlemesi

Kir; yağ ve apolar organik maddeleri içerir. Kirler hidrofob (apolar) yapılı olduğundan su kiri çözmez. Sabun ve deterjanların hidrofob gurubu kir ile, hidrofil gurubu ise su ile etkileşir. Sabun ve deterjanın hidrofob kısmı kirin yüzeyden ayrılmasına neden olur. Sabun ve deterjanların temizleme özelliği yanında dezenfektan özelliği de vardır.

Çamaşır Sodası

Kimyasal formülü Na2CO3 olan bileşik çamaşır sodasıdır. Sodyum karbonat (çamaşır sodası) bazik bir tuzdur. Suda çözündüğünde çözelti bazik olur. Çamaşır sodasının kiri temizlemesi şu şekilde gerçekleşir:

Na2CO3 + H2O –> NaOH + NaHCO3

NaOH + Yağ –> Sabun + Gliserin

Çamaşır Suyu

Sodyum hipoklorit (NaClO) temizlik ve hijyen  için kullanılan kimyasal maddedir. Çamaşır suyu özellikleri:

  • Çamaşır suyu beyazlatıcı, renk açıcı olarak kullanılır.
  • Çamaşır suları korlu (NaClO) ve oksijenli (NaBO33H2O) olmak üzere iki türdür.
  • Klorlu çamaşır suyu ağartıcı olarak kullanılırken, oksijen çamaşır suyu ise renkli çamaşırların temizlenmesinde kullanılır.
  • Sodyum hipoklorit içeren çamaşır suyu tuz ruhu, kireç çözücüler gibi asitlerle birlikte kullanılmamalıdır.

Yaygın Malzemeler

Kireç, kireç taşı, sönmüş kireç, cam, seramik, porselen, boya gibi maddelere yaygın maddeler denir.

CaCO3: Kireç taşı

CaO: Sönmemiş kireç

Ca(OH)2: Sönmüş kireç

Harç: sönmüş kireç + kum + sudan oluşur. Harçtaki Ca(OH)2 havadaki CO2 ile birleşerek CaCO3(k) buna bağlı olarak harç donar.

Çimento: Kille, kireç taşının özel fırınlarda pişirilerek öğütülmesi sonucu çimento elde edilir.

Beton: Çimento + kum + çakıl + su karışımından oluşur.

Sıva: Çimento + kum + sönmüş kireç + su karışımından oluşur.

Cam ve Bileşenleri

  • Kum (SiO2), çamaşır sodası (Na2CO3) ve kireç taşı (CaCO3) malzemelerinden oluşan karışımın 1500 0C civarına kadar ısıtılmasıyla cam hamuru elde edilir.
  • Camın içine çeşitli maddeler ilave edilerek rengi, ışığı kırma, dayanıklılık gibi özellikleri değiştirilebilir.
  • Cama etki eden asit HF dür.

Porselen ve Seramik

Seramik: Kil, kaolin ve benzeri maddelerin yüksek sıcaklıkta pişirilmesiyle elde edilen tuğla, kiremit, fayans, çanak ve çömlek seramik gurubu maddelerdir.

Seramikler suyu geçirir, ışığı geçirmezler.

Porselen:

Kaolin, feldspat ve kumun yüksek sıcaklıkta ısıtılmasıyla porselen elde edilir.

Porselen; sert, sıkı, ışığı geçiren, suyu geçirmeyen, aşınmaya karşı dirençlidir.

Seramiğin üzerine sürülen metal oksitlerin yüksek sıcaklıklarda camlaşması veya yüksek sıcaklıkta seramiğin yüzeyinin camlaşması sonucu oluşan tabakaya sır denir.

Boya ve Bileşenleri

Bir yüzeye uygulandığında yüzeyi dış etkilerden koruyan, dekoratif bir görünüm kazandıran maddelere boya denir. Boyalar su bazlı plastik boyalar ve yağlı boyalar olmak üzere ikiye ayrılır.

Özellikleri:

  • Boyalar; çözücü, bağlayıcı madde ve renklendiriciler olmak üzere üç bileşenden oluşur.
  • Su, aseton, toluen, ksilen: Çözücü (ineltici), reçine… :Bağlayıcı, Titanyum oksit, çinko oksit, demir oksit: Örtücü ve renklendiriciler.
  • Bağlayıcıları plastik (sentetik) olan boyalara su bazlı (plastik) boyalar denir.
  • Bağlayıcıları yağ türü olan boyalar yağlı boyalardır. Yağlı boyalarda inceltici olarak; tiner, toluen, alkol… kullanılır.

Alaşımlar

Farklı metallerin bir arada eritilip birbirine karıştırılmasıyla oluşan maddelere alaşım denir. Alaşımlar kendisini oluşturan metallerden daha serttir, daha az iletkendir, kimyasal reaksiyonlara karşı daha pasiftir. Daha zor işlenir.

Alaşım ve alaşımı oluşturan metaller:

Tunç: bakır + kalay

Pirinç: bakır + çinko

Lehim: kurşun + kalay

Biyolojik Sistemlerde Kimya

Fotosentez

Bitkilerin ışık enerjisi ve hayvandaki karbondioksiti kullanarak yapraklarındaki klorofil yardımıyla glikoz (C6H12O6) ve oksijen (O2) üretmesine denir.

Canlıların enerji elde etmek için organik besin maddelerini oksijen ile parçalanması olayına solunum denir.

C6H12O6+ 6O2 –> 6CO2 + 6H2O + Enerji

Oksijen Taşınımı

Solunum olayında gerekli olan oksijen akciğerlere alınan havadan sağlanır. Akciğer alveollerindeki hava difüzyon ile kana geçer. Kanadaki oksijeni alyuvarlar içindeki hemoglobinler taşır. Hemoglobin yapısına Fe2+ iyonu bulunan organik moleküldür. Kan dolaşımı sayesinde, oksihemoglobin kılcal damarlara ayrılarak O2 doku hücresine geçer. Dokulara geçen O2 solunum olaylarında kullanılır, dokuların enerji ihtiyaçları karşılanır.

CO2’in Atılması

Canlılar solunum yaparken oksijenle besinleri yanar, CO2, H2O ve enerji açığa çıkar. Dokularda oluşan CO2, alyuvarlarda su ile birleşerek H2CO3‘e dönüşür. Bu olaylarda karbonik anhidroz enzimi etkilidir. Oluşan H2CO3 iyonlaşarak H+ ve HCO3 iyonlarını oluşturur. Oluşan HCO3 (bikarbonat) ve H+ akciğerlere taşınır. Akciğerlerde yeniden H2CO3 oluşur. Oluşan H2CO3; H2O ve CO2’e ayrışır. CO2 dışarı atılır. Suyun ise bir kısmı nefesle diğer kısmı ise terleme ve idrarla dışarı atılır.

Sindirim

Büyük moleküllerin (besinlerin) enzimler yardımıyla, daha küçük moleküllere parçalanmasına sindirim denir.

Sindirim ağızda başlar, mide ve ince bağırsakta devam eder. Küçük moleküller (tuz, su, glikoz, aminoasit…) sindirme uğramaz.

Protein Sindirimi

  • Et, yumurta, balık, süt gibi gıdalar protein açısından zengindir. Proteinler aminoasitlerin polimeridir. Proteinler aminoasitlerin polimeridir.
  • Proteinlerin parçalanması ve sindirimi midede başlayıp ince bağırsakta sonlanır. Mide pepsin enzimi salgılar, bu enzim yardımıyla proteinler su ile hidroliz olarak poli peptitlere dönüşür.
  • Sindirim, proteinlerin amino asitlere parçalanmasıyla son bulur.

Karbonhidrat Sindirimi

  • Karbonhidratlar şeker olarak bilinen besin maddelerdir. Monosakkaritler, disakkaritler ve polisakkaritler şeklinde gruplandırılırlar.
  • Monosakkarit: Glikoz, früktoz
  • Disakkarit: Laktoz, maltoz, sakkaroz
  • Polisakkarit: Nişasta, selüloz, glikojen
  • Ağızdaki tükürük bazik olup amilaz enzimi içerir. Bu enzimle karbonhidrat içeren besin maddelerinin bir kısmı ağızda parçalanır. karbonhidrat içeren besinler asidik özellikteki midede sindirilemez. Oniki parmak bağısağına gelen karbonhidratlar glikoza dönüşür. Buna göre, ağızda başlayan karbonhidratlar sindirimi oniki parmak bağırsağında sona erer.

Yağ Sindirimi

  • Gliserin ile yağ asitinin tepkimesiyle oluşan organik bileşik yağdır.
  • Gliserin + 3 Yağ asiti –> Trigliserit (yağ) + 3H2O
  • Yağlar enerji kaynağıdır.
  • Yağların sindirimi oniki parmak bağırsağında başlar ve burada sona erer. Yağın sindirimi karaciğerden gelen safra salgısı ile pankreastan gelen lipaz enzimiyle gerçekleşir.

Çevre Kimyası

  • Endüstrideki üretimin artması ile hayvanın, suyun ve toprağın kirlenmesi hızlanmıştır. Endüstriyel atıklar ve ürünler doğadaki mikroorganizmalar tarafından parçalanabiliyorsa çevre kirliliğine sebep olur.
  • Çevreyi kirleten önemli maddeler kimyasal gübreler, deterjanlar, petrol ve petrol türevi maddeler ile fosil yakıtlarıdır.
  • Gübreler bitkilerin gelişimi için önemlidir. Fazla gübre kullanımı toprağın pH ını değiştirir ve verimini düşürür. Toprakta biriken azot ve fosfor toprak ve su kirliliğine sebep olur.
  • Endüstriyel atıklar ve evsel atıkların çevreye bırakılması önemli çevre kirliliğine sebep olur.
  • Nükleer silahların kullanımı ile nükleer reaktörlerden yayılan radyasyon çevre kirliliğini oluşturur.
  • Bilinçsiz ve gereksiz kullanılan tarım ilaçları, böcek öldürücüler ile soğutucu ve spreylerde kullanılan gazlar çevre kirliliği oluşturur.
  • Deterjanlarda kullanılan DDB (Dodesil Benzen) ile ABS (Alkil Benze Sülfonat) biyolojik olarak zor bozulan kimyasallar olduğu için çevre kirliliği oluştururlar.
  • Sodyum hidroksit, sülfirik asit, sodyum sülfür, sodyum kromat bileşikleri çevreyi kirleten kimyasal maddelerdir.

Hava Kirliliği

  • Eksoz gazları, fabrika bacalarından çıkan gazlar, kömür ve petrolün yanmasıyla açığa çıkan gazlar, volkanik patlamalarda açığa çıkan gazlar hava kirliliği oluştururlar. Atmosferde biriken HF, CO, CO2, SO2, SO3, NH3, O3 ve H2S gibi gazlar hava kirliliğini oluşturan gazlardır. Bu gazlardan CO2, SO2, SO3, NO2… atmosferdeki su ile reaksiyona girerken asit yağmurlarına sebep olurlar.
  • Atmosferde biriken kirletici gazlar tabaka oluşturarak yeryüzünden yansıyan ışınlara engel olurlar. Bunun sonucunda yeryüzünde daha fazla ısınma olur. Bu duruma sera etkisi denir.

Su Kirliliği

  • Canlıların yaşamsal kaynağı olan suyun yani nehirlerin, göllerin, denizlerin ve yeraltı sularının çeşitli kimyasal ve biyolojik kirleticilerle kirletilmesi canlıları tehdit etmektedir.
  • H2SO4, NaOH, H2S, HCl, tarım ilaçları, kimyasal gübre, deterjan içeren akarsular, göller ve denizler canlılar için tehdit oluşturur.
  • Su kirliliği sonucu bazı göl, nehir ve denizlerde bitki, hayvan ve mikroorganizmaların aşırı şekilde çoğalması sonucu ötrafikasyon meydana gelir.
  • Kurşun, demir, bakır, arsenik, kadmiyum, nikel, cıva… gibi ağır metaller insanlar ve hayvanlar için oldukça zararlıdır. Buna ağır metal kirliliği denir.

Toprak Kirliliği

  • Toprakta uzun süre parçalanmadan kalan plastikler, farklı polimerler, tarım ilaçları (DDT), kimyasal gübreler, ağır metal tuzları, deterjanlar, piller, toprak kirliliğine neden olurlar.
  • Tarım alanlarında toprakta eksik olan veya alınmayacak durumda olan (N, P, K gibi) elementler kimyasal gübreleme ile karşılanır.
  • Aşırı gübreleme, toprağın kimyasal bileşimini, fiziksel özelliklerini bozduğu için toprak kirliliğine neden olur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir