Sözcükte Anlam Konu Anlatımı

Sözcükte anlam konu anlatımı. Sözcükte anlamın özellikleri nelerdir?

SÖZCÜKTE ANLAM

II. SÖZCÜKTE ANLAM ÖZELLİKLERİ

A-) GERÇEK ANLAM

Temel (ilk) anlamına, yan anlam ya da anlamlarına o sözcüğün gerçek anlamı denir.

1-) Temel Anlam

Tek başına söylendiğinde bizde çağrıştırdığı anlamına o sözcüğün temel anlamı denir. Sözlükte ilk sırada yer alır.

ÖRNEKLER:

Bu şeker, çayda geç erir. (Erimek – Katı halden sıvı hale geçmek)

Nişan kurdelesini babam kesti. ( Kesmek – İkiye ayırmak, parçalamak)

Gençler, kumsalda ateş yakmışlardı. (Ateş – Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık)

2-) Yan Anlam

Sözcüklerin ilk kullanıldığı yerde kazandığı, temel anlamıyla anlamca ilişkili ama ondan farklı anlam ya da anlamlarına sözcüğün yan anlamı denir.

ÖRNEKLER:

Hasta günden güne eriyordu. (Erimek – Zayıflamak)

Oyun kâğıdını ortadan kestim. (Kesmek – Bölmek)

Çocuğun ateşi düşmek bilmiyor. (Ateş – Vücut ısısı)

UYARI:

Bir sözcüğün birden fazla yan anlamı olabilir.

Pınarın gözüne taş tıkanmış. (Kaynak)

İğnenin gözünden bir türlü geçiremedi ipi. (Delik)

Masanın gözüne koydum kâğıtları. (Çekmece)

B-) MECAZ ANLAM

Sözcüklerin cümle, dize veya deyim içine girdiklerinde gerçek anlamlarından uzaklaşarak başka bir sözcük ya da kavram yerine kullanılmasıyla kazandığı anlamlardır.

ÖRNEKLER:

Güzelim hayatım, göz açıp kapayıncaya kadar eridi. (Erimek – Yok olmak)

Masadaki adam, garson kızı epeyce kesti. (Kesmek – Süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak)

Böyle yaparak kendinizi ateşe atıyorsunuz. (Ateş – Tehlike)

NOT:

Temel anlamını yitiren sözcük soyut anlam kazanmışsa mecaz anlama, somut anlam kazanmışsa yan anlama bürünür.

Örneğin:

Kalemi çekmecenin gözüne koydum. (Somut – Yan)

O çantaya göz koydum, haberin olsun. (Soyut – Mecaz)

Sözcükler cümle içerisinde yan ve mecaz anlam kazanır. Tek başlarına yazıldıklarında her zaman “temel” anlamlıdır.

1-)  Sözcükte Mecaz Anlam Kazandırma Yolları

a-) Ad Aktarması

Bir sözcüğün, benzetme amacı güdülmeden aralarındaki anlam ilişkisinden dolayı başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır.

ÖRNEKLER:

Vapur İzmir’e yanaştı. (Parça – Bütün) (İzmir Limanı)

Sobayı hemen yaktım. (İç – Dış) (Odun)

Gençlik nereye gidiyor? (Soyut – Somut) (Gençler)

Aziz Nesin’i okumaya doyamadım. (Sanatçı – Eser) (Kitap)

Ankara yine sokaklara döküldü. (Yer – İnsan) (İnsan)

Ünlü raket yurda döndü. (Eşya – İnsan) (İnsan)

b-) Anlam Aktarması

Bir sözcüğün benzetme yapılarak başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır. Dört biçimde oluşur.

İnsandan Doğaya Aktarma (Kişileştirme)

Kör kurşun, nereden buldu seni!

Doğadan İnsana Aktarma

Doğaya özgür bir özelliğin insana aktarılmasıdır.

O, pişkin adam yine geldi.

Doğadan Doğaya Aktarma

Doğaya özgü bir özelliğin doğanın başka bir parçasına aktarılmasıdır.

Birazdan kudurur deniz.

Duyudan Duyuya Aktarma

Bir duyuyla ilgili kavramın başka bir duyuya aktarılmasıdır.

Bu keskin kokunun kaynağı kim?

c-) Dolaylama

Tek sözcükle anlatılabilecek bir kavramın birden çok sözcükle anlatılmasıdır.

ÖRNEKLER:

Kömür – kara elmas

Pamuk – beyaz altın

Kaleci – file bekçisi

Sinema – beyaz perde

Turizm – bacasız sanayi

İzmir – Ege’nin incisi

ç-) Güzel Adlandırma

İnsanda korku, üzüntü, tiksinti gibi kötü duygular uyandıracak varlıkların, kavramların, durumların daha güzeli olumlu sözcüklerle anlatılmasıdır.

ÖRNEKLER:

Verem – ince hastalık

Azrail – ölüm meleği

Kör – görme engelli

Sağır – işitme engelli

Şişman – balık etli

d-) Dokundurma /İğneleme (Tariz)

Bir sözcüğün tam karşıtını düşündürecek biçimde kullanılmasıdır.

Yazısı o kadar güzel ki üç kişi güçlükle okuduk. (kötü)

Hocanın kolay soruları bizi epeyce terletti. (zor)

e-) Kinaye (Değinmece)

Biz sözün hem gerçek hem de mecaz anlama gelecek biçimde kullanılmasıdır. Kinayede kastedilen mecaz anlamdır.

Gülü seven dikenine katlanır. (insan)  (kusur)

Şu karışıma göğüs geren Taş bağırlı dağlar mısın? (acımasız)

C-) TERİM ANLAM

Sözcüklerin bilim, sanat, spor ve meslek dallarıyla ilgili kazandıkları özel ve belirli anlamlardır.

ÖRNEKLER:

Suya atılan cismin hacmini hesapladık. (Fizik)

Bazı notaları atlaması ahengi bozdu. (Müzik)

Yüklemi sonda olan cümle kurallı cümledir. (Dil Bilgisi)

Dava dilekçesinin bazı eksiklikleri varmış (Hukuk)

UYARI:

Bir sözcüğün terim anlam kazanabilmesi için herhangi bir dalda kullanılması gerekir.

Olaya bir de bu açıdan bakalım. (Terim değil)

Üçgeninin iç açılarının toplamı 1800’dir. (Terim)

II. SÖZCÜKTE ANLAM İLİŞKİLERİ

A-) EŞ ANLAMLI (ANLAMDAŞ) SÖZCÜKLER

Yazılışları, sesleri farklı olduğu halde aynı kavramı karşılayan ve aynı anlama gelen sözcüklerdir.

Yapıt – eser

Muhteva – içerik

Anı – hatıra

Yerel – mahalli

Yanıt – cevap

B-) YAKIN ANLAMLI SÖZCÜKLER

Anlamdaş gibi görüldüğü halde birbirlerinin yerini tamamen tutamayan yani aralarında anlam farkı bulunan sözcüklerdir.

Bu iş için en doğru kişiyi seçtiniz. (uygun)

Duyduklarını sıcağı sıcağına anlattı. (hemen)

C-) SESTEŞ (EŞ SESLİ) SÖZCÜKLER

Aynı sesleri taşıyan ancak anlamları kökçe farklı olanlara sesteş sözcükler denir. Sesteş sözcükler arasında hiçbir anlam ilgisi yoktur. Bir sözcüğün sesteş olabilmesi için o sözcükten dilimizde en az iki sözcük olması gerekir.

ÖRNEKLER:

Geç (isim) – geç (fiil)

Kaz (isim) – kaz (fiil) (hayvan)

Çay (isim) – çay (isim) (Akarsu)        (bitki)

Ocak (isim) – ocak (isim) (ay)      (alet)

Kanun (isim) – kanun (isim) (enstrüman)      (yasa)

Ç-) KARŞIT (ZIT) ANLAMLI SÖZCÜKLER

Aynı anlam çerçevesinde yer alan, anlamca birbirinden en uzakta bulunan sözcükler arasındaki ilişkiye karşıt anlamlılık, bu anlam özelliğini taşıyan sözcüklere de karşıt anlamlı sözcükler denir.

Güzel – çirkin

İnmek – çıkmak

D-) SOMUT – SOYUT ANLAMLI SÖZCÜKLER

Beş duyudan herhangi biriyle algılayabildiğiniz, kavramları, nesneleri karşılayan sözcüklere somut anlamlı; varlığı duyular aracılığıyla algılanamayan, madde halinde olmayan, düşüncede var olduğu kabul edilen kavramları karşılayan sözcüklere soyut anlamlı sözcükler denir.

ÖRNEKLER:

Masanın tozunu almadan tabaklar yerleştirdi. (Somut)

Babamın düşüncelerine herkes saygı duyardı. (Soyut)

Perdeyi aç da odaya biraz ışık girsin.(Somut)

Huzura kavuşanlar kininden arınanlardır. (Soyut)

Aklınla hareket edersen daha az hata yaparsın. (Soyut)

E-) NİCELİK – NİTELİK BİLDİREN SÖZCÜKLER

Varlıkların sayılabilen, ölçülebilen özelliklerini belirten sözcükler nicelik; sayılamayan, ölçülemeyen özelliklerini belirten sözcükler ise nitelik belirten sözcüklerdir.

ÖRNEKLER:

Büyük bir ev lazım bize, buraya sığamıyoruz. (Nicel)

Onun büyük hayalleri vardı. (Nitel)

Dersleri küçük bir sınıfta işledik. (Nicel)

Küçük bir umuttu tutunduğu şey. (Nitel)

Kısa boylu, esmer bir adam indi arabadan. (Nicel)

F-) ÖZEL – GENEL ANLAMLI SÖZCÜKLER

Bir türün anlam kapsamı en geniş olan sözcüğüne genel anlamlı; en dar olanına da özel anlamlı sözcük denir.

ÖRNEKLER:

Yeni televizyonumuz dün geldi. (Özel)

Televizyon, zamanın katilidir. (Genel)

Bu kalemi de kaybetmezsin umarım. (Öznel)

Kalem, kılıçtan daha keskindir. (Genel)

G-) YANSIMA SÖZCÜKLER

Doğadan gelen seslerin insanlar tarafından taklit edilmesiyle oluşan sözcüklerdir.

Doğa sesleri insan, hayvan ya da eşyadan çıkabilir. Yansıma sözcükler isim soyludur fakat ek alarak fiil olabilir.

ÖRNEKLER:

Sabaha kadar horladığın için uyuyamadım.

Elbisemin çıtçıtı düşmüş.

Gıcırdayan bahçe kapısını yağladık.

Hışırtının kesilmesiyle rahata kavuştuk.

Gözümüzün için bakıp bakıp fısıldaştılar.

One comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir