Sait Faik Abasıyanık Hayatı | Edebi Kişiliği | Eserleri

Sait Faik Abasıyanık kısa hayatı, Sait Faik Abasıyanık kimdir? Sait Faik Abasıyanık edebi kişiliği, Sait Faik Abasıyanık eserleri nelerdir?

SAİT FAİK ABASIYANIK (1906 – 1954)

Abasızoğulları ailesinin mensubu olarak 1906’da Adapazarı’nda doğan sanatçının asıl ismi Mehmet Sait’tir. Adapazarı İdadisindeki eğitimini 1920’de İzmir’in işgal edilmesi sebebiyle yarıda bırakarak ailesiyle Düzce, Bolu ve Hendek’e gitti. Adapazarı’na döndüğünde yarım bıraktığı idadi eğitimini tamamladı.

İstanbul Erkek Lisesinde Arapça öğretmenin sırasına iğne koyduğu için arkadaşlarıyla birlikte okuldan atıldı. Liseyi ise 1928’de Bursa’da bitirdi. İstanbul’da çeşitli gazete ve dergilerde şiir ve yazıları yayımlandı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Bölümünü babasının iktisat eğitimi alması tavsiyesine uyarak iki yıl sonra bıraktı. İsviçre’nin Lozan şehrine gitti. On beş gün kaldığı şehirden sıkılması üzerine Fransa’ya geçti. Fransa’da üç yıl kaldı ve edebiyat eğitimi aldı. Türkiye’ye dönünce Türkçe öğretmenliği yaptı. Öğretmenliği kendi harcı olarak görmeyen sanatçı babasının da isteğiyle ticarete atıldı ancak bu işi de altı ay sonra bıraktı.

Asabiyeden aldığı bir raporla askerlikten muaf oldu. 1939’da babası vefat edince geçimini yazdığı hikâyeleriyle sağlamaya çalıştı. “Çelme” hikâyesiyle halkı askerlikten soğuttuğu iddiasıyla hakkında dava açıldıysa da beraat etti. Kısa bir süre muhabirlik görevinde bulundu. “Medarı Maişet Motoru” eserinin de asılsız bir ihbar üzerine toplatılması sanatçının yazın yaşamını olumsuz yönde etkiledi.

Saik Faik, 1948’de siroza yakalandı. 1951’de tedavi için gittiği Fransa’dan tedavi olmadan geldi. 1954’te de İstanbul’da hayata gözlerini kapadı.

EDEBİ KİŞİLİĞİ | SANAT ANLAYIŞI

  • Modern hikâyeciliğimizin öncülerinden olan sanatçı, Türk hikâyeciliğine şekil ve içerik olarak yenilik getirmiştir.
  • Sorumlu avare, gözlemci balıkçı, çakırkeyf sirozlu, küfürbaz şair, müflis tacir, züğürt yazar, hamdolsun diyemeyen rantiye, anadan doğma çevreci gibi sıfatlarla anılmış; Adalı ve S. F. mahlaslarını kullanarak Çehov (kesit/durum) tarzı hikâyeler yazmıştır.
  • Lise yıllarında şiir ve hikâye yazmaya başlamış, zamanla yazarlığı meslek hâline getirmiştir. Varlık dergisinde yayımlanan hikâyeleriyle de adını duyurmuştur.
  • Her şeyin bir insanı sevmekle başlayacağını dile getirmiş ve eserlerinde toplumsal sorunlar yerine bireylerin sorunlarını işlemiştir.
  • İstanbul hikâyecisi olarak adlandırılmış; hayatının da geçtiği İstanbul ve Burgazada’daki balıkçılar, işsizler, dışladığı kişiler, meyhane insanları, kahvehaneciler gibi tiplere eserlerinde yer vermiştir. Vurguncuları, çıkarcıları, insanlar arasında ayrım yapanları eleştirmiş; iyilerin yanında olmuştur.
  • Hiçbir akımın tesirinde kalmamış, kökü kendisinde olan, gözlemci ve gerçekçi bir yazardır.
  • Ferit Edgü, Adalet Ağaoğlu, Demir özlü gibi birçok yazarı etkilemiştir.
  • Bazı hikâyelerinde şiirsel bir dil kullanan sanatçı genelde sanat kaygısından uzak, yer yer argolu, duru ve yalın bir dil kullanmayı tercih etmiştir.
  • Çağdaş edebiyata yaptığı katkılardan dolayı Sait Faik’e, ABD’deki Mark Twain Deneği tarafından 1953’te onu üyeliği verilmiştir.

ESERLERİ

Hikâye: Semaver, Sarnıç, Son Kuşlar, Şahmerdan, Mahalle Kahvesi, Az Şekerli, Karanfiller ve Domates Suyu, Havada Bulut, Tüneldeki Çocuk, Yaşamak Hırsı, Alemdağ’da Var Bir Yılan, Lüzumsuz Adam, Balıkçının Ölümü, Kumpanya, Açık Hava Oteli, Yaşasın Edebiyat

Roman: Medarı Maişet Motoru (ikinci baskısı Birtakım İnsanlar adıyla), Kayıp Aranıyor

Şiir: Şimdi Sevişme Vakti

Röportajları: Mahkeme Kapısı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir