Orojenez ve Epirojenez Nedir?

Orojenez nedir? Epirojenez nedir?

OROJENEZ (Dağ Oluşumu)

Dış kuvvetler kaynağını Güneş’ten alan akarsular, dalgalar, buzullar, rüzgarlar, seller gibi aşındırıcı kuvvetlerdir. Dış kuvvetler; iç kuvvetlerin oluşturduğu yer şekillerini aşındırarak deniz seviyesine indirmeye çalışırlar. Dış kuvvetlerin aşındırmasıyla getirilen materyaller yeryüzünün çukur yerlerinde (okyanus, deniz dipleri) biriktirilir. Bu alanlara jeosenklinal denir. Jeosenklinallerin kalınlığı binlerce metreyi bulabilir.

Yer kabuğunda geniş çukurluk alanlarda (Jeosenklinal) dış kuvvetlerin etkisiyle biriktirilen materyaller, kıta hareketlerine bağlı olarak yan basınçların etkisiyle kıvrılır ya da kırılırlar. Bu olaya orojenez denir.

Yapı esnekse kıvrılma sonucunda yukarıda kalan bölüme Antiklinal, aşağıda kalan bölüme ise Senklinal denir. Antiklinal ve senklinal birer yer şekli değil yapı şeklidir.

Yapı sertse kırılma sonucunda yukarıda kalan bölüme Horst, aşağıda kalan bölüme ise Graben denir. Kırılma sonucunda faylar oluşur.

Tortul tabakaların kıvrılarak ya da kırılarak yükselmesi ve alçalması olayına dağ oluşum hareketleri denir. Dünya üzerinde bulunan sıradağlar orojenik hareketlerle oluşmuştur.

Türkiye Alp kıvrım kuşağında yer alır. Bu yüzden Türkiye’deki dağların büyük bir bölümü Alp orojeneziyle oluşmuştur. 1. jeolojik zamanda oluşan dağlar daha sonra Alp orojenezine de katılmıştır. 1. ve 2. zaman başına kadar Türkiye’nin içinde bulunduğu Tetis denizinde tortulanmalar olmuştur.

Bu geniş ve kalın tortullar Afrika kıtasının Avrasya kıtasına doğru hareketlerine bağlı olarak kıvrılmaya ve yükselmeye başlamıştır. Yükselen tortullar 2. zamanın sonlarından itibaren yüzeye çıkmaya başlamış, 3. zamanın ortalarında tortul tabakaların kıvrılması ve yükselmesi hızlanarak Avrupa ve Türkiye’deki sıradağları oluşturmuşlardır. 3, zamanın sonuna kadar oluşan bu sıradağlar dış kuvvetler tarafından aşındırılarak düzleştirilmiştir. Fakat 3. zamanın sonu, 4. zamanın başında epirojenik hareketlerle bu alanlarda toptan yükselmeler olmuştur. Deniz seviyesine yaklaşan düzlükler yüksek platoluk alanlar haline dönüşmüştür.

EPİROJENEZ (Kıta oluşumu)

Yer kabuğu su üzerinde duran bir kayığı andırır. Kayık dengede durabilmek için sürekli salınım halindedir. Ağırlığın olduğu yerde batma, hafif yerde ise yükselme olur. Yeryüzünde de çukur alanlarda birikme, ağırlaşma ve çökmeler görülürken, aşınmanın olduğu yerlerde hafiflemeye bağlı olarak yükselme görülür. Buna İzostatik Denge denir.

Aşınan alanlarda magmanın baskısıyla yükseltme birikimin olduğu alanlarda ise ağırlaşmayla çökmeler olur. Bu mantığa göre (İzostatik denge) yeryüzünün tamamen düzleştirilmesi olanaksızdır.

Bu hareketler esnasında yeni karalar ya da kıtalar oluşur. Yükselme ile meydana gelen geniş kubbemsi karalara jeoantiklinal, alçalarak çanaklaşan geniş alanlara ise jeosenklinal denir. Kıtalar birer jeoantiklinal iken deniz ve okyanus çanakları jeosenklinaldir. Buna Epirojenik Hareketler denir. Karaların alçaldığı yerlerde deniz kara içlerine doğru ilerler. Karaların yükseldiği yerlerde ise deniz geri çekilir. Deniz ilerlemesine Transgresyon, Deniz gerilemesine ise Regresyon denir.

Deniz ilerlemesinin görüldüğü yerlerde akarsuyun ağız kısmı deniz suları altında kalır. Akarsuyun enerji potansiyeli azalır ve biriktirme gücü artar. Deniz gerilemesi varsa akarsuyun yatak eğimi ve aşındırma gücü artar. Eğer bir yerde akarsu vadisi deniz içinde de devam ediyorsa, deniz ilerlemesinden bahsedilebilir. Kıyı şekilleri yüksekte veya kara içlerinde kalmışsa deniz gerilemesi olmuştur.

Epirojenik hareketler esnasında daha önce orojenik hareketlerle kırılmış tortul tabakaların şekilleri bozulmaz. Tabakalar bütün olarak yükselir ya da alçalır. Bu sırada yer yer faylar oluşur. Yeryüzünün yükselti ve eğim şartları değişir.

Orojenik hareketlerin süresi epirojenik hareketlere göre daha kısa sürelidir. Orojenik hareketler dar alanlarda etkiliyken epirojenik hareketler çok geniş sahalarda meydana gelir. Epirojenik hareketler üzerinde iklim değişikliklerinin de etkisi vardır. 4. zamanın başında Amerika’nın kuzeyi Grönland, Avrupa’nın kuzeyi (İskandinav ülkeleri), Asya’nın kuzeyi buz altında kaldığından karalar ağırlaşarak alçalmıştır. 4. zamanın ikinci yarısında, iklim değişikliklerine bağlı olarak buzullar erimiş ve karalar yükselme başlamıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir